KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2011/6051 E., 2012/7592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 26/03/2010 gününde verilen dilekçe ile mülkiyetin tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17/02/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davacının noterden satın aldığı araç üzerine konulan tedbir şerhi nedeniyle aracın adına tescil ettirilemediği iddiasına dayalı mülkiyetin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mülkiyetin tespiti istenen davaya konu aracın ... 6. Noterliği'nde yapılan 10/11/2009 tarih ve 25868 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile davalı ... tarafından davacıya satılmış olduğu, davalılar arasında görülen Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/292 esas sayılı boşanma dosyası ile aracın trafik kaydına ihtiyati tedbir konulduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Şu durumda davacı taraf noter aracılığıyla satın alıp henüz tescil işlemi gerçekleştirilmeden satıştan iki gün sonra 12/11/2009 tarihinde araç üzerine tedbir şerhi koyan Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/292 esas sayılı dosyası üzerinden konulan tedbirin kaldırılması için ilgili mahkemeye başvurarak tedbirin kaldırılmasını talep edebilir. Zira noterden yapılan satışla birlikte mülkiyet alıcıya geçmiştir.
Aracın trafik tescil işleminin gerçekleşmemiş olması taraflar yönünden sonuca etkili değildir. Bu nedenle davacının ayrı bir dava ile mülkiyetin tespiti davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece, tespit davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığından tespit isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2011/6051, K. 2012/7592, 30 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama