KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6272 E., 2012/4199 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2012
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 193 ada 9 parsel sayılı 1103,99 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı ... Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiş, katılan davacılardan ...'in itirazı üzerine Komisyonca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ...
Tüzel Kişiliği kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, ... ve arkadaşları da miras yoluyla gelen hakka, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davacı ...
Tüzel Kişiliğinin davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, katılan davacılar ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın eşit paylarla ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan su arkının davacı Hacımahmutlar Köyü Tüzel Kişiliği'ne ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 193 ada 9 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı ... ve arkadaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava konusu 193 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında katılan davacıların tutunduğu Mayıs 1328 sayılı Daimi 236 sayılı sicilden gelen Şubat 1955 tarih 98 sayılı tapu kaydının ise sınırları itibariyle taşınmazı kapsamadığı anlaşılmıştır. Taşınmazın güney sınırında Çakal Deresi bulunmaktadır. Yapılan iki ayrı keşif sonrası düzenlenen iki farklı jeolog bilirkişi raporunda da taşınmazın kenarında bulunan çayın taşkın sel alanında kaldığı anlaşılmıştır. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6272, K. 2012/4199, 4 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama