KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7461 E., 2012/4989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2012
Karar Metni
1.091 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 193 ada 6 ve 123 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 8018,12 m2 ve 2681,48 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar itiraz üzerine kadastro komisyonu tarafından tarla niteliği ile davalılar ... ve Hasan Güler adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların murisi adına tescili istemi ile, davacı ... ...
Köyü Tüzel Kişiliği ise mahkeme hükmüne ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak önce tespitlerin iptali, adına tescil istemi ile sonradan verdiği ıslah dilekçesinde ise dava konusu taşınmazların mera niteliği sınırlandırılmasına karar verilmesi istemi ile dava açmışlardır. Yargılama sırasında Hazine dava konusu taşınmazların mera olduğunu öne sürerek davaya katılmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ...'in davasının reddine, davacı ... ... Köyü Tüzel Kişiliği'nin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmüne göre mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların davacı Köy Tüzel Kişiliği'nin tutunduğu mahkeme ilamı kapsamında kaldığı, kamu malı niteliğinde kadim mera olduğu, mera niteliğindeki taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanılamayacağı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, davacı Köy Tüzel Kişiliği'nin dayandığı mahkeme ilamının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, taşınmazların mera niteliğinde olup olmadığı, davacı ...'in taşınmaz üzerinde miras yoluyla gelen bir hakkının bulunup bulunmadığı ile, gerçek kişi taraflar yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönündedir.
Mahkeme hükmüne dayanak yapılan Palu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11.07.1951 tarih 1949/40, 1951/152 E.K. sayılı ilamı usulüne uygun şekilde mahalline uygulanarak kapsamı denetime elverişli şekilde belirlenmediği gibi, yöntemine uygun mera araştırması yapılmamış, davacı ...'in dava dilekçesi ekinde sunduğu K.evvel 307 tarih 388 sayılı, Nisan 313 Daimi 135 ve 136 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren getirtilerek keşifte yerine uygulanmamış, yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların olaylara dayanmayan soyut nitelikte, gerekçesiz ve tarafların iddialarını değerlendirmeye elverişli olmayan sözleri ile yetinilmiş, yine davacı ... ile davalılar arasında akdi veya ırsi ilişki belirlenmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle davacı ...'in dava dilekçesi ekinde sunduğu K.evvel 307 tarih 388 sayılı, Nisan 313 Daimi 135 ve 136 sayılı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, yine davacı ...'e taşınmazın tespit malikleri ile arasındaki bağ açıklattırılmalı,
bundan ayrı olarak adına tescil istediği Memet oğlu Mustafa Güler ile arasındaki akdi ya da ırsi ilişkiyi gösterir bilgi ve belgeler gerek davacıdan gerekse davacının vereceği bilgiler doğrultusunda Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilerek belirlenmeli, akabinde yöreyi iyi bilen, dava sonucunda yararı olmayan, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köy ya da beldeye komşu köy ya da belde halkından seçilecek yerel ve uzman bilirkişi, tapu fen elemanı, uzman ziraatçi bilirkişi,
tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit ve komisyon tutanağı bilirkişileri ve taahhütname başlıklı noter senedi ile gayrimenkul teslim ve tahliye tutanağında sağ olan tanıkların tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan somut olaylara dayalı olarak davacı ... dayanağı tapu kayıtları ile davacı köy tüzel kişiliğinin dayandığı mahkeme ilamının hüküm bölümünde geçen sınırların nereler olduğu, dava konusu taşınmazların davacı ...'in dayanağı tapu kayıtları veya bu ilam kapsamında kalıp kalmadığı,
dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı dayanağı belgeleri getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazların davacı dayanağı tapu kayıtları ile mahkeme ilamı ve mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
mera tahsis kaydı yok ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması, yerel bilirkişi, tanıklar, tespit ve komisyon bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazların bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu ve niteliği hususunun da ayrıntılı bir şekilde tutanağa geçirilmesi, komşu mera taşınmazının toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmesi,
dava konusu taşınmazlar ile sınırındaki komşu mera taşınmazı arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi, davacı ... dayanağı tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı, somut olayın özelliğine göre tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirip yitirmediği, ayrıca dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır.
O halde yukarıda açıklandığı biçimde araştırma, inceleme yapılmalı, taşınmazların tutunulan tapu kayıtları kapsamı dışında kaldığı veya hukuki değerini yitirdiği belirlenip taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmünce sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmeli, taşınmazların mera olmadığı belirlendiği takdirde tarafların iddiaları değerlendirilmeli, bu cümleden olarak dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisi olduğu iddia edilen Mehmet oğlu Mustafa Güler'e ait olup olmadığı,
onun ölümü ile mirasçıları arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir paylaşmanın bulunup bulunmadığı belirlenmeli, paylaşma hususu araştırılırken kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlı olduğu hususları gözetilmeli,
dava konusu taşınmazların ortak muristen intikal etmediği veya paylaşmanın varlığı belirlendiği takdirde bu kez davalıların zilyetlik delilleri değerlendirilerek tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde öngörülen kısıtlamalar dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, davacının dayandığı ilam kapsamında aynı şekilde davalı bulunan derdest davaların birleştirilmesi düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7461, K. 2012/4989, 26 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama