KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7646 E., 2012/2024 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Açılan bir davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için taraflarca dayanılan ve neticeye etkisi bulunan tüm delillerin eksiksiz toplanması, resmi mercilerde bulunan ve hüküm verilebilmesi için gerekli olan tüm belgelerin getirtilmesi zorunludur.
Davanın ve hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 1. maddesi hükmüne göre de, mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hiçbir mahkeme kendi görevini aşan bir davaya bakıp sonuçlandıramaz. Bu kural davada ön sorun oluşturan konularda da uygulanır.
Bir mahkemenin kendi görevine giren bir davayı sonuçlandırabilmesi daha üst mahkemede görülmesi gereken başka bir uyuşmazlığın çözümüne bağlı olması halinde mahkemenin bu uyuşmazlığı ön sorun yapması, bu konuda üst mahkemede dava açması için ilgili tarafa yetki ve süre vermesi, açılacak davanın sonucunu beklemesi ve ön sorun çözüme kavuşturulup kesin hükme bağlandıktan sonra bunun sonucuna göre önündeki davayı sonuçlandırması gerekir.
Somut olaya gelince, toplanan delillere göre, İstanbul İli, ... İlçesi, ... mahallesinde kain 136 ada 2 parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmaz 31.08.1956 günlü tesis kadastrosu ile “... oğlu ...” adına tescil gördüğü, tescile dayanak tapu kayıtlarının 9 Temmuz 327 tarihli olup tapu kaydında Ahmet Paşa Vakfından icareli olduğu, bu taşınmazın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/53-2005/417 E.K. sayılı ilamı uyarınca mahlulen “Ahmet Paşa Vakfı” adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, taşınmaz kayıt maliki ... oğlu ...'in kendi miras bırakanları olduğunu ileri sürerek mirasçılık belgesi verilmesini istemiştir. Mahkemece, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi cilt 37 hane 1957 de nüfusa kayıtlı ... oğlu ...'ın davacının miras bırakanı ve taşınmazın kayıt maliki olduğu, 14.06.1984 tarihinde dul olarak ölen davacının annesi ...'ın miras bırakanın kızı olduğu benimsenerek davacıya tek mirasçı olduğuna dair belge verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde davacının İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi Cilt 21, Hane 733 de annesi ... ... hanesinde nüfusa kayıtlı olduğu davacının annesi ...'in babasının adının ... olduğu, davacının annesi ...'in babası ... ile miras bırakan ... isimlerinin aynı olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının mirasçı olduğunun kabul edilebilmesi için davacının miras bırakanı ile kayıt malikinin aynı kişi olduğunun belirlenmesi zorunluluğu vardır.
Ne var ki, bu husus ancak Asliye Hukuk mahkemesinde açılabilecek bir dava ile kanıtlanabileceği, bu uyuşmazlığın dar yetkili Sulh Hukuk mahkemesinde çözümlenemeyeceği kuşkusuzdur. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7646, K. 2012/2024, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama