KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7661 E., 2012/8113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ... ... ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 91 ada 195 parsel sayılı 13874,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına ve vergi kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece taraflarca takip edilmediğinden işlemden kaldırılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları ... ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tarafların duruşmaya gelmedikleri gerekçesi ile dosyanın 15.04.1977 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, akabinde süresi içinde yenileme talebinde bulunulmadığından 20.06.1978 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği dosya içeriği ile sabittir. Ayrıca davacı ... 15.11.1976 havale tarihli dava dilekçesinde davasını Kadastro Mahkemesi sıfatıyla bakılmak üzere Asliye Hukuk Mahkemesine ikame etmiş, Kadastro Müdürlüğü'de 03.02.1977 tarihli yazısında davanın süresinde açıldığını bildirmiş olup hal böyle olunca davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu anlaşılmıştır.
Nitekim 3402 sayılı Kadastro Kanunun Geçici 1.maddesinin 2.fıkrasında “Asliye Hukuk Mahkemelerinde bu Kanun yürürlüğe girmesinden önce 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununa göre açılan veya müracaata bırakılan davalara Kadastro Mahkemelerinde bu kanundaki hükümler doğrultusunda bakılmaya devam olunacağı, aynı yasanın 4.maddesinde "Tapulama ve Kadastro Mahkemelerince bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kesin hükme bağlanmış uyuşmazlıklara bu Kanun uygulanmaz. Tapulama Mahkemeleri ile
Kadastro Mahkemesi sıfatıyla görev yapan Asliye Mahkemelerinde halen görülmekte olan davalar ile 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılacak davalara bu Kanun hükümleri uygulanır" denilmiş, yine aynı Yasanın 29/1.maddesinde ise Kadastro Mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılacağı ve taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmayacağı belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacının süresi içinde Kadastro Mahkemesi sıfatıyla bakılmak üzere davasını ikame ettiği ve davanın kadastro tespitine itiraz davası olduğu, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin 20.06.1978 tarihli kararın taraflara 12.10.2011 tarihine kadar tebliğ edilmediği, söz konusu kararın tebliği üzerine davacı tarafından süresi içinde temyiz olunduğu hususları birlikte nazara alındığında mahkemece oluşturulan 20.06.1978 tarihli davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar kesinleşmediğinden kesin hüküm halini almadığı,
3402 Sayılı Yasa'nın Geçici 1.maddesinin 2.fıkrası gereği dosyanın Kadastro Mahkemesine devrinin gerektiği, aynı Yasanın 4.maddesine göre kesin hükme bağlanmayan uyuşmazlıklarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun uygulanmasının zorunluluk arz ettiği ve aynı Yasanın 29/1. maddesindeki karardan sonraya yürürlüğe giren ve davacı taraf yararına olan usulü düzenlemenin dikkate alınması gerektiğinin kabulü zorunludur.
Hal böyle olunca mahkemece 3402 sayılı Yasa'nın geçici 1.maddesinin 2.fıkrasındaki hüküm gözetilerek dosya Kadastro Mahkemesine devredilmeli, akabinde devredildiği mahkemece davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7661, K. 2012/8113, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama