KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7665 E., 2012/5792 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 1 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 99,21 m2 ve 1598,94 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 106 ada 1 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Hasan ...'dan kaldığı ve murisin sağlığında bu taşınmazları davalıya bağışladığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; davacı taraf taşınmazların ortak miras bırakanlarından kaldığı ve paylaşılmadığını, davalı taraf ise taşınmazları 1.4.1982 tarihli senetle ... ... isimli şahıstan satın aldığını öne sürmelerine karşın, davalı tarafın dayandığı senet mahalline uygulanmadığı gibi, taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, kimden kime kaldığı yönündeki yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları soyut ve gerekçesiz sözlerden ibarettir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle davalı tarafın dayanağı satış senedinde isimleri yazılı bulunan azalar ve muhtarın sağ olup olmadığına dair nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, sağ iseler senet tanıkları ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, 1.4.1982 tarihli senedin taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, kapsaması durumunda davalının taşınmazları kendi adına mı yoksa miras bırakan adına hareket ederek mi aldığı hususunda yerel bilirkişi ve özellikle senet tanıklarından ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, davalı tarafın dayanağı satış senedi yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
uygulama yapılırken satış senedinin dava dışı başkaca taşınmazlara ait olduğunun bildirilmesi halinde ait oldukları taşınmaz ya da taşınmazları göstermesi yerel bilirkişiden istenilerek uzman fen bilirkişi krokisine bu taşınmazlar işaret ettirilmeli, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7665, K. 2012/5792, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama