KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/776 E., 2011/7756 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2011
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 110 ada 28, 29, 30, 31, 32, 33 ve 34 parsel sayılı sırasıyla 8176,94 m2, 8540,30 m2, 8091,56 m2, 7513,11 m2, 9605,70 m2, 10061,14 m2 ve 16373,92 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Tespit gününden önce davacılar ... ve ... tarafından davalılar ... ... ve arkadaşları aleyhine tapu kaydına dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece davanın reddine, dava konusu 110 ada 28 parsel sayılı taşınmazın davalı ... ..., 29 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 30 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 31 parsel sayılı taşınmazın davalı ... oğlu ..., 32 parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 33 parsel sayılı taşınmazın davalı ... oğlu ... ve 34 parsel sayılı taşınmazın ise eşit paylarla davalılar ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olmadığı, taşınmazlar üzerinde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetmemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu 7.2.1952 tarih 24 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı,
kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/776, K. 2011/7756, 7 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama