KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7785 E., 2012/5779 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 113 ada 2 parsel sayılı 970,01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak tereke adına dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tespite esas alınan ve davalı taraf adına kayıtlı bulunan tapu kaydı kapsamında kaldığı, gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşlere uygun düşmemektedir
Dava ve temyize konu taşınmazın tapuda davalı taraf adına kayıtlı olduğu, ancak tapuda davalı taraf adına temlik edilmeden 30 yıl önce tarafların kök miras bırakanı İbrahim ... tarafından tapu dışı satın alındığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafın diğer mirasçıların miras payını satın alıp almadığı yönünde toplanmıştır.
Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre, dava ve temyize konu tapuda davalı ... ... adına kayıtlı taşınmazın, ortak miras bırakan İbrahim ... tarafından 1970 yılında tapu dışı işlemle satın alıp, zilyetliğini devir ve teslim aldığı, 07.07.2000 tarihinde ise taşınmazın tapusunun davalı ... ... tarafından tapuda temlik edildiği, ancak tapu dışı satışın yapıldığı gün ile davalı tarafın tapuda temliki gerçekleştirdiği 07.07.2000 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen 10 yıllık sürenin geçtiği, tapu dışı satış işleminin sözü edilen süre içinde bozulmadığı,
tarafların ortak miras bırakanı İbrahim ... mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, davalı tarafın diğer mirasçıların miras paylarını satın aldığını da kanıtlayamadığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre tapu dışı satış, bağış gibi işlemler mülkiyetin naklini amaçlayan hakka etkin tasarrufi işlemlerden olup, sözü edilen bu olgular 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 15.maddeleri hükmünde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümlerin bu nitelikteki davalarda uygulama yeri olmadığına ilişkin yasalarımız da bir hüküm bulunmamaktadır. Kural olarak Kadastro Kanunu yeni Türk Medeni Kanununa göre daha özel bir yasa olup tasfiye kanunu niteliğindedir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7785, K. 2012/5779, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama