KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7878 E., 2012/8171 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Antalya Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
- Birleşen Dava
- Antalya Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davanın davalısı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Asıl dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat alacağının tahsili istemine birleşen dava ise aynı sebepten kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
1-Duraksamadan belirtmek gerekir ki; dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir. 1086 Sayılı HMUK ve 6100 sayılı HMK taraf ehliyetini tanımlamamış, HMUK 38., HMK ise 51. maddesiyle Medeni Kanuna yollama yapmakla yetinmiştir.
Medeni Kanun ise davada taraf olma ehliyetini medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ... bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığı açıklanmıştır. Kuşkusuz dava ehliyeti dava koşuludur.
Gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanunun 28. maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır.Bu usul kuralının mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacılardan ...’ın asıl ve birleşen dava açılmadan önce 22.02.2007 tarihinde öldüğü bu nedenle de vekalet ilişkisinin son bulduğu anlaşılmaktadır. Şu halde; ölmüş kişi adına dava açılamayacağının gözetilmemesi isabetsiz olup, davalı tarafın bu yöne ilişen temyiz itirazı yerindedir.
2-Öte yandan; davanın haksız fiilden kaynaklandığı ve 4721 sayılı TMK.’nın 6. maddesi hükmüne göre de kural olarak taraflardan her birinin öne sürdüğü iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlü olduğu gözetildiğinde, davalının davaya konu zarardan sorumlu tutulabilmesi için davacı tarafın B.K.'nun 41. maddesi hükmünde öngörülen haksız sorumluluğunun doğabilmesi için gerekli tüm unsurları, bir başka deyişle davalının zarara neden olan fiilini, zararını, davalının kusurunu, davalının fiili ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını ve davalının fiilinin hukuka aykırı olduğunu kanıtlaması gerektiği kuşkusuzdur. Gerçekten her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir.
Somut olaya gelince; mahkemece görülen davadaki haksız ... kanıtlanmadan taraflar arasında aynı olay nedeniyle görülüp sonuçlanan Antalya Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 2006/508 Esas, 2008/30 Karar sayılı (bozmadan sonra 2009/265-470 E.K. sayılı) dava dosyasındaki değerlendirmeler esas alınmak suretiyle dosya üzerinden bilirkişi raporu alınarak hüküm verildiği anlaşılmaktadır.
Anılan dosyadaki keşif tarihinin 20.09.2007 tarihi olduğu gözetildiğinde davalı taraftan talep edilen tazminat (yoksun kalınan kira geliri) dönemleri için haksız eylemin devam edip etmediğinin görülen bu davada yeniden belirlenmesi ve bu yöndeki iddiaların (davanın) davacı tarafça kanıtlanması sağlanmadan hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Mahkemece bu olgu göz ardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilmesi doğru görülmemiş davalı tarafın asıl ve birleşen davada bu hususa ilişen temyiz itirazının da kabulü gerekmiştir.
3-Diğer taraftan; dava ve takibe konu alacağın haksız fiilden kaynaklandığı, haksız fiilden kaynaklanan alacakların kural olarak likit ve muayyen olmadığı, hükmedilecek gerçek zarar kapsamının yapılacak yargılama sonunda hakim tarafından belirleneceği dikkate alındığında birleşen davadaki davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi dahi isabetsiz olup davalının bu yöne ilişen temyiz itirazı da yerinde görülmüştür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7878, K. 2012/8171, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama