KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/831 E., 2011/2585 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2011
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tepitine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan binanın ikinci katının davacı tarafından yaptırıldığının ve mülkiyetinin davacı tarafa ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de varılan sonuç ve kurulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur ve davanın her aşamasında mevcut olması gerekir.
Somut olaya gelince; her ne kadar dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 127 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası açılmış ise de bu davanın sonuçlandığı ve anılan davanın yargılaması sırasında davacı tarafın dava konusu 127 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasını atiye bırakması nedeniyle söz konusu taşınmaz yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Şu halde dava konusu taşınmaz hakkında derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmaması karşısında tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK'un 567. maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı ve bu halde de davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/831, K. 2011/2585, 19 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama