KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/872 E., 2011/7949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı ..., ... ve ...'e husumet yönelterek 107 ada 46 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini ancak bu parselin kadastroca tespit edilen yüzölçümünden daha fazla yüzölçümü ile adına tescili gerektiğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece dava konusu 107 ada 46 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davacı isteminin amacına ve dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
Kural olarak Kadastro Hakimi dava konusu taşınmazı belirleyip, dava konusu taşınmaz hakkında infazı mümkün ve doğru sicil oluşturmak zorundadır. Dava konusu olmayan bir taşınmaz hakkında hüküm kuramaz. Dosya içeriğinde toplanan delillerden 107 ada 46 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında 12523,75 m2 yüzölçümü ile tapu kaydına dayanılarak davacı ... adına tespit edildiği, davacının kendi adına tespit gören taşınmazın yüzölçümünün kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kaydı miktarı olan 46200 m2 olması gerektiğini ve eksikliğin davalılar adına tespit edilen komşu taşınmazlarda kaldığını öne sürerek, askı ilan süresi içerisinde dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının kadastro tespitine itiraz etmekteki amacı ve yargılama safahatındaki anlatımları dikkate alındığında kendi adına tespit gören 107 ada 46 parsel sayılı taşınmazı dava etmediği, taşınmazındaki eksikliğin davalılar adına tespit edilen aynı ada 47 ve 429 parsel sayılı taşınmazlardan tamamlanması için komşu taşınmazlara yönelik olarak dava açtığının kabulü gerekir. Bir davada olayları açıklamak taraflara, hukuksal değerlendirmeyi yapmak hakime aittir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle 107 ada 47 ve 429 parsel sayılı taşınmazlar davalı hale getirilerek tutanak asılları ile, davacı tarafın tutunduğu 19.07.1967 tarih ve 60 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile, tescil ilamı ile oluştuğu dikkate alınarak haritası ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği,
Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlar ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtları Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişiler hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı,
davacı tarafın dayandığı 19.07.1967 tarih ve 60 sayılı tapu kaydının dayanağı harita 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile tutunulan tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği eşitlenmeli, çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerleri ile haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/872, K. 2011/7949, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama