KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/1017 E., 2012/8229 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2012
Karar Metni
663 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 13.11.2012 günü belirlenen saatte aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Av.... Selçuk geldi, gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 136 ada 18 parsel sayılı 1001,14 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğunu öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı Hazine dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyünde kanunları uyarınca kaçak yitik kişilerden kaldığı gerekçesiyle 60 ayrı taşınmazı 28.12.1987 tarihinde idari yoldan (ihdasen) adına tescil etmiştir.
Davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtlarından biri olan 28.12.1987 tarih ve 17 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersiz olduğu gibi, davacı Hazine'nin tutunduğu diğer 28.12.1987 tarih ve 13, 15, 48 ve 54 sayılı tapu kayıtları ise hiç uygulanmamıştır.
Öte yandan kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde iki tutanak tanığı dinlenmiş, diğeri dinlenmemiş, dinlenen tutanak tanıkları ve iki ayrı keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin beyanları arasındaki çelişki de giderilmemiştir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, tanık bildirdikleri takdirde taşınmaz başında dinlenmeleri için adlarına davetiye çıkarılmalı, davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, başka taşınmazlara revizyon görmüş ve davalı oldukları saptandığı takdirde dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı,
daha sonra taşınmazın bulunduğu köyden yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ile varsa haritalarının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı,
kuşkusuz tapu kayıtlarının dayanağı haritalar yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, komşu taşınmazların dayanağı kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğu üzerinde durulmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı,
taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının tesis tarihi olan 28.12.1987 tarihinden geriye doğru 20 yıl içerisinde ne şekilde tasarruf edildiği, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, kanunları uyarınca Hazine'ye intikal edip etmediği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek,
çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye intikal eden yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/1017, K. 2012/8229, 22 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama