KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/11 E., 2012/6471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1)Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2)Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı, davalılar tarafından yapılan ızgara yenileme çalışmaları sırasındaki vinçle yapılan asfalt kazısı nedeniyle davacıya ait optik kabloların hasara uğramasına yol açıldığını bildirerek tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece malzeme, işçilik, nakliye ve işletme zararından oluşan tazminatın tamamından davalıların sorumlu olduğunu bildiren bilirkişi raporu esas alınarak istem kısmen kabul edilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacının kablolarının asfalt yüzeyinden en az bir metre derinlikte olması gerekirken 35-40 cm derinlikte olduğu ve belediyeye ait perde beton içinde olup herhangi bir uyarı işareti veya ikaz bandı olduğu da iddia edilmemiştir. Bu durumda yapılacak kazı öncesi davacıya haber vermeyen ve elle çalışma yapılması gereken yerde vinçle çalışma yapan davalılar da kusurun büyük kısmı olsa da davacının da kablolarının gereken derinlikte olmaması ve üzerlerinde her hangi bir uyarıcı işaret bulunmaması nedeniyle müterafik kusurunun olduğunun düşünülmesi gerekir.
O halde, davacının da kusuru olduğu kabul olunup oranı konusunda bilirkişiden ek kapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Anılan yönün gözetilmemesi doğru değildir.
3)Davalıların hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyizine gelince;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nunu 8.12.2010 tarih, 2010/7-530 Esas, 2010/636 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden tazminat olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araçlarına yaptığı giderlere, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/11, K. 2012/6471, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama