KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/1198 E., 2012/3331 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2012
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 370 ve 132 ada 143 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 132 ada 143 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında, davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 101 ada 370 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında, davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 132 ada 143 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında, davacı ... tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak her iki taşınmazın belirli bölümler hakkında,
davacı ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 132 ada 143 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ...'ın davasının reddine, davacı ..., ..., ... ve ...'ın davalarının kısmen kabulüne, 101 ada 370 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.8.2009 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 5123,10 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına,
132 ada 143 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.8.2009 tarihli haritada (E) harfi ile gösterilen 5974 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına, (D) harfi ile gösterilen 3262,86 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına, (C) harfi ile gösterilen 1592,45 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı ... murisi ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline, geriye kalan bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 132 ada 143 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 21.8.2003 günlü haritada (A) harfi ile işaretli 4200 m² bölümünün davacı ...’ın tutunduğu K.Evvel 307 tarih ve 447 sayılı tapu kaydı kapsamında kalmadığı, temyize konu taşınmaz bölümünün kamu malı niteliğinde mera olduğu gibi, taşınmaz bölümü üzerinde davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ...’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 4,00 TL harcın davacı ...'dan alınmasına,
2-Davalı Hazine'nin temyiz itirazlarına gelince; dava ve temyize konu 101 ada 370 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.8.2009 tarihli haritada (A) harfi ile, 132 ada 143 parsel sayılı taşınmazın aynı haritada (E), (D) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin kamu malı niteliğinde mera olmadığı, temyize konu taşınmaz bölümleri üzerinde tespit gününde adına tescil kararı verilen zilyet davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava konusu 101 ada 370 ve 132 ada 143 parsel sayılı taşınmazların temyize konu bölümlerinin kadim mera olup olmadığı araştırılmamış, bu bölümleri ile bunlar dışında kalan ihtilafsız kesimler arasında ayırıcı unsur olup olmadığı tam olarak irdelenmemiş, ayrıca mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile tespitteki olgu çeliştiği halde tespit bilirkişileri de dinlenmemiştir.
O halde mahkemece öncelikle, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tanıklar ve 3 kişilik uzman ziraatçi bilirkişi kurulu ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişiler aracılığıyla taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, berabere alınan fotoğrafçı bilirkişiye taşınmazların keşif günündeki fiziksel yapısını, temyize konu olmayan kesimleri arasındaki farkı gösterecek biçimde fotoğrafları çektirilmeli, dava konusu taşınmaz bölümlerinin kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişilerinden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
böylece davaya konu taşınmazın mera olup olmadığı, dava ve temyize konu taşınmaz kesimlerinin meradan kazanılıp kazanılmadığı kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/1198, K. 2012/3331, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama