KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/147 E., 2012/6071 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2012
Karar Metni
664 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 131 ada 12 parsel sayılı 54,10 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak taşınmaz üzerindeki evin davacı ...'e ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde belirtilmek suretiyle davalı ... adına; dava konusu 130 ada 22 parsel sayılı 66,69 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise; aynı sebebe dayanılarak eşit paylarla davalılar ... ve ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., 131 ada 12 parsel sayılı taşınmaz yönünden satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğe dayanarak taşınmazın kendi adına. 130 ada 22 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğe dayanarak davalı ... payının iptali ile taşınmazın tümünün davanın açıldığı tarih itibariyle sağ olan babası ... adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine; dava ve temyize konu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmü temyiz eden davalı ...'in kadastro tespitine karşı itiraz ve davasının bulunmadığı, davacı ... tarafından açılan davaya da usulün 53 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde katılmadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca davalı ...'in davada davacı sıfatı olmadığının kabulü gerekir. Adı geçenin hükmü davalı sıfatıyla temyiz edebilmesi için ise hukuksal yararı bulunması gerekir. Mahkemece, davacı ...'in açtığı dava reddedildiğine göre hükmü temyizde bu nedenle hukuksal yararı bulunmayan davalı ...'in temyiz itirazlarının reddine; peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 2,75 TL harcın hükmü temyiz eden davalı ...'den alınmasında;
2-Davacı ...'in hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
A-Dava ve temyize konu 130 ada 22 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının davalı ...'e ait olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık dava ve temyize konu 130 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tümünün davalı ...'e ait olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
Davacı bu taşınmazın tümünün davada davacı sıfatıyla taraf olmayan ve davaya mahkeme ara kararı ile dahil edilen ... adına tescilini talep etmiş ise de ...’in bu taşınmazlara yönelik bir davası bulunmadığı gibi davacının da sağ olan babası adına dava açma ... olmadığı kuşkusuzdur. Bir başka deyişle davacı ...'in eldeki dava açısından aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, dava konusu 130 ada 22 parsele yönelik davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
B-Dava ve temyize konu 131 ada 12 parsel ile ilgili olarak mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümünde taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir.
Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir.
Şöyle ki; mahkemece hükme esas alınan 28.04.2011 tarihli duruşma tutanağında yerel bilirkişi, uzman bilirkişi ve mahkeme heyeti için ücret takdiri yapılmasına rağmen dosyaya tanık listesi sunarak davada tanık dinletme isteğini dile getiren davacının tanıkları için tanıklık ücreti belirlenmediği gibi tanıklar adına çıkarılacak davetiye giderleri de belirlenmemiştir. Dosya içerisinde davacının tanık dinletme isteğinden vazgeçtiğine dair bir beyan ve dilekçesi de yoktur. Hal böyle olunca mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olduğundan sözedilemeyeceği gibi davanın taraflarına da tanıklarını kendilerinin hazır etmesi yönünde bir yükümlülük yüklenemez.
Mahkemece davacı tarafa yeniden ve az yukarıda açıklandığı biçimde yöntemine uygun ve makul süre verilmesi, kesin sürenin yerine getirilmesi halinde taşınmaz başında keşif yapılması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/147, K. 2012/6071, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama