KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/2061 E., 2012/7913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 146 ada 87 parsel sayılı 8.244,09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hali arazi niteliği ile; dava konusu 147 ada 61 parsel sayılı 17.085,49 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla niteliği ile zilyedi belirlenemediğinden davalı ... adına tespit edilmişlerdir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu 146 ada 87 ve 147 ada 61 parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları adına tapuya tesciline, 13.6.2011 tarihli veraset ilamının kararın eki sayılmasına, dava dışı 146 ada 61 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 146 ada 87 ve 147 ada 61 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dosya içeriğine göre dava konusu taşınmazlar başında icra edilen keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut nitelikte gerekçesiz, olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi dava konusu 146 ada 87 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriği incelendiğinde hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanlarının çeliştiği halde tespit bilirkişileri dinlenmemiş ve nedeni de hüküm yerinde gösterilmemiştir.
Öte yandan dava konusu taşınmazın türü tespitte hali arazi olarak belirlenmiş olmasına, uzman ziraatçı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamasına rağmen mahkemenin gözlemi keşif tutanağına yansıtılmadığından ve taşınmazın fotoğraflarıda çektirilmediğinden uzman ziraatçi bilirkişisinin raporunu denetleme olanağının da bulunmadığı saptanmıştır.
Ayrıca dava konusu taşınmazlarda zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. Kabule göre de mahkemece hüküm yerinde mirasçıların adları ve payları gösterilmeden veraset belgesine atıfta bulunulması isabetsiz olduğu gibi mahkemece atıfta bulunulan 13.6.2011 tarihinde düzenlenen veraset ilamında pay ve paydanın birbirini tutmaması hükme dayanak yapılan veraset ilamının çelişkili olduğunu göstermektedir.
Kadastro Hakimi görülen davalarla ilgili veraset uyuşmazlığını çözmekle yükümlüdür.
Ayrıca, 146 ada 61 parsel sayılı taşınmaz dava dışı olduğu halde taşınmaza ait tutanak ve eki belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmesi gerekirken, taşınmaz hakkında taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulması, dava konusu 146 ada 87 ve 147 ada 61 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tescil hükmü kurulurken tespitin iptali ile yetinilmesi gerekirken idari işlem olan tutanakların iptaline karar verilmesi dahi isabetsizdir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu 147 ada 61 parsel sayılı taşınmaza komşu parsellerin kesinleşme durumunu gösterir onaylı örnekleri ve varsa dayanağı tapu kayıtları Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, vergi kayıtları ise İlçe Özel İdare Müdürlüğü'nden getirtildikten sonra,
yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu 146 ada 87 ve 147 ada 61 parsel sayılı taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık halinde beyanlar arası çelişki duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, dava konusu taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazların meyil durumu,
fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı,
taşınmazların fotoğrafları çektirilmeli daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı tarafın miras bırakanı ... ile mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden sadece kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/2061, K. 2012/7913, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama