KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3036 E., 2012/5281 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2012
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 133 ada 2 ve 135 ada 3 parsel sayılı sırasıyla 222,05 m² ve 112,25 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazların kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 133 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 14 sayılı tapu kaydı kapsamında kalmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 133 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı Hazine'nin 135 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu 135 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı, davacının tutunduğu Aralık 1962 tarih 14 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde davalı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur.
Gerçekten davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 14 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir.
Ancak, mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit tarihinde davalı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de bu yönden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli diğildir.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi için taşınmaz başında yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri dava konusu 135 ada 3 parsel sayılı taşınmazın dava dışı üçüncü kişi konumunda olan Maşallah Kardaş'a ait olduğunu, ona da babası Şerif'ten kaldığını ve taşınmazda üçüncü kişi konumunda bulunan Maşallah Kardaş'ın zilyet olduğunu beyan ettikleri,
tespit tutanağında ise taşınmazın Hüseyin Kardaş'a ait iken 1992 yılında davalı ...'a bağışlandığı ve taşınmazın davalının zilyetliğinde bulunduğu belirtilmesine rağmen tespit tutanağının edinme sebebinde açıklanan zilyetlik durumu ile yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerin zilyetliğe ilişkin beyanları arasındaki çelişki tutanağın edinme sebebi bölümü yerel bilikişi ve tespit bilirkişilerine okunmak suretiyle usulunce giderilmemiştir.
Kural olarak asıl olan ülke topraklarının devlete dolayısıyla Hazine'ye ait olmasıdır. Bu kuralın ışığı altında somut olaya bakıldığında, kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğu kuşkusuzdur.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi ile taşınmazda davalı tarafın zilyet olup olmadığı,davalı zilyet değil ise taşınmazda dava dışı üçüncü bir kişinin zilyet olup olmadığı hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınarak taşınmazın zilyedi kesin ve net olarak belirlenmeli,
somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerine dava konusu taşınmaza ait tesbit tutanağının edinme nedeni bölümü ayrı ayrı okunarak tesbit tutanağı ile keşifte belirlenen zilyetliğin kimin tarafından sürdürüldüğüne dair çelişki usulüne uygun olarak giderilmeli, ortaya çıkacak somut duruma göre taşınmaz üzerinde davalı ...'ın zilyetliğinin bulunmadığı,
taşınmaza dava dışı üçüncü kişilerin zilyet bulunduğunun belirlenmesi halinde az yukarıda vurgulanan hukuksal olguda gözetilerek taşınmazın Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesi gerektiği hususu düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3036, K. 2012/5281, 4 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama