KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3333 E., 2012/5403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Eylül 2012
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 136 ada 3 parsel sayılı 1269,48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın kanunları uyarınca Hazine'ye kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 1003,56 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, 857,72 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 136 ada 3 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 25.11.2011 günlü rapor ve haritada kesik çizgilerin batısında gösterilen 265,92 m² yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine'nin tutunduğu Aralık 1962 tarih 16 sayılı tapu kaydı ile dayanak kaydın haritası kapsamında kalmadığı, taşınmazın bu bölümü üzerinde tespit tarihinde zilyet davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı Hazine'nin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki. Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 1003,56 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı Hazine adına, 857,72 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş olup tescile karar verilen bölümlerin toplamı 1861,28 m2 miktarına tekabül etmektedir. Oysa dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağında toplam 1269,48 m2 yüzölçümünde olduğu belirtilmiştir.
Hal böyle olunca taşınmazın kadastro tespitinde belirlenen yüzölçümü ile mahkemece tesciline karar verilen yüzölçümlerin toplamı birbirinden farklıdır.
Bu hale göre mahkemece infazda tereddüt yaratır tarzda ve taşınmazın kesinleşen geometrik durumunu bozacak şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın bir bölümünün davacı Hazine adına tesciline karar verildiği halde kabul edilen bu bölümün hangi ada ve parsel numarası ile tapuya tescil edileceğinin hüküm yerinde gösterilmeyerek infazda tereddüt yaratılmasıda isabetsiz,
ayrıca mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” yasal düzenlemesine rağmen davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunması dahi isabetsiz;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3333, K. 2012/5403, 4 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama