KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/4725 E., 2013/8484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2013
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı ile onun sahibi olduğu dükkanda BMW servisi yapılması konusunda anlaştıklarını, tanıkların huzurunda yazılı olmayan şekilde yapılan bu anlaşma uyarınca davacının servis kurulacak yerde tadilat, boya, badana yaptırıp mutfak, takım tezgahları ve liftleri kurduracağı, teknik hazırlığın tamamlanmasını takiben eleman alınması,
reklam ve tanıtım çalışmaları, açılış işlemleri, vergi dairesi ve diğer bürokratik işlemlerin davalı tarafından yerine getirileceği, davacıya ciro üzerinden servis ve işçilikte % 25, kaportada % 10 ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını belirterek servisin işlemeye başlamasından sonra tüm giderleri ve tahsilatları günü gününe kaydettiği halde altı aylık süredeki ciro olan 44.469,00 TL üzerinden kendi payı olan (%25)'in karşılığı 11.115,00 TL ile sözkonusu servise alınan malzemelerin toplam bedeli 321,38 TL'den oluşan 11.436,38 TL alacağını davalının ödemediğini ve akti de haksız yere feshettiğini bildirerek sözkonusu alacağının ödetilmesini
istemiştir.
Davalı cevabında, davacı ile aralarında ortaklık sözleşmesi olmadığını, prim usulü çalışma olduğunu ve davacının sadece servisten gelen kâr üzerinden % 25 prim alması ve kaporta işinden de % 10 prim alması, tüm sigorta ve kendi işçilik giderlerini de kendisinin karşılaması karşılığında anlaştıklarını; davacının çalıştığı süre içinde davalıya hiç para vermediği gibi borç bırakarak gittiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tarafların arasında sözlü olarak ciro esasına göre kurulmuş olan bir ortaklık olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporunda davacının tuttuğu kasa defteri esas alınarak ciro üzerinden hesaplanan (% 25) davacı payının tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki deliller ve davalı tarafın temyiz dilekçesindeki anlatımı ile adi ortaklık ilişkisi sabit olup, davacının istemi de bu ortaklıktan kaynaklanan katılım ve kâr payına ilişkindir. Bu alacak istemi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı TBK'da düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir.
Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/4725, K. 2013/8484, 9 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama