KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/4798 E., 2013/14429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan katılım ve kâr payı alacağına ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, davalı ile güneş enerjisi kazan imalatı konusunda 27.4.2004 günlü adi ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, 29 kalem malzeme ile ortaklığa sermaye koyduğu, davalının da üretilecek kazanlarla ilgili ham madde için sermaye koyacağı, dikiş kaynağının ise 20 milyar TL (eski), (yeni 20.000 TL) olup bedelinin yarı yarıya karşılanacağı imalatta yönetim görevinin davacıya pazarlama, paraların toplanması ve muhasebe işlerinin yürütülmesini davalının yüklendiği, tahsilat yapılınca masraflar düşülerek kalan kârı paylaşmak ve onbeş günde bir hesap görülmek üzere anlaştıkları halde davalının hesap görmeye yanaşmadığını iddia ederek kâr payı, katılım payı ve hurdaların satışlarından elde edilen bedelden hissesine düşen kısmın ödetilmesini istemiştir.
Davalı cevabında, davacıya herhangi bir borcunun olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece kâr payı, dikiş kaynağından ve hurda satış bedellerinden dolayı istemlerin reddine, kılıflanmış kazanlardan dolayı istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu sabit olup davacının kar payı ve katılım payına yönelik istemleri aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirilmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir.
Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait mallar satılmalı, öncelikle varsa ortaklığın borçları ödenmeli, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/4798, K. 2013/14429, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama