KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/4799 E., 2013/8485 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2013
Karar Metni
733 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, davalı ile aralarında DSİ ve TEİAŞ'ın özel koruma ve güvenlik hizmeti alımına dair açacakları ihalelere ortak girişim olarak müşterek teklif vermek ve ihale konusu iş ortak girişim üzerinde kaldığı takdirde müştereken ikmal etmek üzere Samsun 3.Noterliği'nde düzenlenen 06.02.2007 ve 20.04.2007 günlü ortaklık sözleşmeleri imzaladıklarını, sözkonusu ihalelerin ortak girişim üzerinde kaldığını,
idarelerle ortak girişim arasında sözleşmeler yapılıp sözkonusu işlerin pilot ortak davalı tarafından idare edildiğini ve davacının % 49,5 hissesi karşılığı kâr payının ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibine girişildiğini ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur.
Davacı ayrıca, davalının icra takibindeki itirazında "Ortaklık Sözleşmesinin yeterlilik belgesi temini amacıyla yapıldığını ve sözleşmeden sonra taraflar arasında feragatname düzenlendiği" iddiasının doğru olmadığını ve ortada feragat edildiğine dair hiçbir belge bulunmadığını da dava dilekçesinde belirtmiştir.
Davalı cevabında, davacı ile yapılan sözleşmelerin amacının ortak iş yapmak değil, tamamen şirketlerin yeterlilik seviyelerini yükseltmek olup, sözleşmelerden sonra davacıdan feragatnameler alındığını, işi davalının tek başına yaptığını ve davacının hiçbir masrafa katılmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı şirket adına ortaklık sözleşmelerine vekaleten imza atan ... tarafından imzalanmış ve davalı tarafından dosyaya sunulan "feragatname" başlıklı 24.04.2007 ve 10.12.2007 tarihli-adiyen yapılmış- belgeler esas alınarak ...'in vekaletten azlinin ilan edilmemesi ve davalıya bildirilmemesi nedeniyle sözkonusu sözleşmelerin davacı açısından hak ve borç doğurmadığına ilişkin ...'in yetkisi dahilinde verdiği bu belgeler uyarınca davacının davalıdan talep edebileceği bir bedel bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki iş ortaklığı sözleşmeleri noterde yapılmış ve davacı şirkete vekaleten ... imzalamıştır. Sözkonusu sözleşme konusu işlerin yapılması konusundaki ihalelerin de tarafların oluşturduğu ortak girişimin üzerinde kaldığı ve işleri fiilen pilot ortak olan davalının yürüttüğü sabittir.
Uyuşmazlık iş ortaklığı sözleşmelerinden sonra adi şekilde düzenlenmiş ve davacı tarafından 15 Eylül 2009'da vekaletten azledilen ... tarafından imzalanmış feragatname başlıklı 10.12.2007 ve 24.04.2007 tarihli belgelerin dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacı, davalı tarafından sunulan belgelerin adi şekilde yapıldığını ve vekaletten azil sonrası düzenlenip önceki tarihin atıldığını, sözleşmeler noterde yapıldığından onları esaslı şekilde değiştiren ve ortadan kaldıran belgelerin de aynı kuvvette yani noterden yapılması gerektiğini cevaba cevap dilekçesinde belirtmiştir. Her ne kadar adi ortaklık sözleşmelerinin yapılması belli bir şekle tabi değilse de taraflar sözleşmeleri noterde yapmışlardır.
O halde bu sözleşmelerin içeriklerini ortadan kaldıracak belgelerin de aynı şekilde yapılması gerekir. Hal böyle olunca adi şekilde yapılmış ve düzenlenmesi konusunda ihlitaf bulunan "feragatname" başlıklı ve davacının iş ortaklığı sözleşmeleri uyarınca yürütülen işlerle ilgili maddi ve manevi haklarından feragat ettiğine dair sözleşmelerde imzası olan vekilinin imzaladığı belirtilen belgelerin dikkate alınması olanaklı değildir.
Kaldı ki, sözkonusu kişi şirket yetkilisi veya temsilcisi olmadığından sadece vekil olduğundan vekaletten azlinin de Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına gerek yoktur.
Bu haliyle taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi sabit olup, davacının icra takibindeki istemi kâr payı alacağına ilişkin olup, aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, itirazın iptali isteminin de bu çerçevede değerlendirilmesine karar verilmelidir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da TBK'da düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir.
Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/4799, K. 2013/8485, 9 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama