KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/6025 E., 2012/8415 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
Karar Metni
762 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 114 ada 2 parsel sayılı 32597,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiş, yapılan tespit ise 08.07.2008 gününde kesinleşmiştir. Davacı ... 07.07.2010 günü tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespite esas alınan ve davacı tarafın tutunduğu 09.10.1961 tarih 372 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı hususunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ... dayanağı olup taşınmazın tespitine de esas alınan tapu kaydının tarafların murisi ... yararına hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği, kaybetmiş ise miras bırakan ... ... mirasçıları arasında usulüne uygun olarak paylaşım yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın 07.04.2008 tarihinde davalı adına tespitinin yapıldığı, dava konusu taşınmaz her ne kadar davacı adına kayden tapuda kayıtlı ise de tespit tarihinden 30-35 yıl öncesinde davacı ... ile babası olan muris ... ...'nın dava konusu taşınmazı takas ettikleri, bu takasa göre davacının dava konusu taşınmazı muris ... ...'ya, muris ...'ın da dava dışı 113 ada 9 parsel sayılı taşınmazı davacıya verdiği, bu tarihten itibaren de aralarındaki takasa uygun olarak taşınmazların kullanıldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca davacının dayanağı tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesi hükmü uyarınca tarafların murisi ... ... yararına hukuki kıymetini kaybettiği dosya kapsamı ile belirlenmiştir.
Ne var ki; mahkemece davacı ve davalı tarafın ortak miras bırakanı ... ...'nın 1996 yılında vefatından sonra ki bir tarihte tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay ettikleri ve bu paylaşım sonunda dava konusu taşınmazın davalı tarafa isabet ettiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaştırmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece paylaşım yönüyle yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; miras bırakan ... ... terekesinin usulüne uygun olarak mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığına dair yerel bilirkişi ve tanık sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte, gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa bunların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaştırma yapılıp yapılmadığı,
yapılmış ise dava konusu taşınmazın hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımı ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği taktirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa,
davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre,
deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6025, K. 2012/8415, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama