KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/6539 E., 2012/7743 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; kararı, davacı ve davalı temyiz etmişlerdir.
21.07.2004 günlü 25529 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 5219 sayılı Yasayla değişik HUMK'nun 427. maddesi hükmünde öngörülen yargı denetimine ilişkin kesinlik sınırı mahkemenin karar tarihi olan 2010 yılı itibariyle 1.430 TL olarak saptanmıştır.
Temyize konu karar anılan yasanın yürürlük gününden sonra oluşturulmuştur. Hal böyle olunca davanın reddedilen kısmı ve davacı tarafından incelenmesi istenilen miktarın kesinlik sınırı içerisinde olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan niteliği itibariyle kesin olan kararların temyiz edilmeleri halinde temyiz istemi hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur. Yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre davacının temyiz inceleme isteğinin reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince;
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davalının hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 8.12.2010 tarih, 2010/7-530 Esas, 2010/636 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma sözkonusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemenin anılan yönü gözetmeksizin verdiği karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6539, K. 2012/7743, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama