KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/6563 E., 2013/441 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2013
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ...... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına ve koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dava, elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar tacirdir. 3095 Sayılı Yasa’nın 2/3 ncü maddesi uyarınca, gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, abonelik sözleşmesi dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda, istek halinde T.C....... Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi zorunludur.
2)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E:2006/19-295, K:2006/341 sayılı içtihatında açıklandığı üzere, Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararlık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir.
İcra inkar tazminatına mahkemece karar verilebilmesi için, borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkar tazminatı, hakkında başlatılan
icra takibine itiraz ederek durduran ve takibin çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Mahkemece icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için aranılan bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özellikleri değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belirli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında elektrik aboneliği sözleşmesinin varlığı ve dava konusu alacağın elektrik tüketim bedeline ilişkin olduğu çekişmesizdir. Davalı söz konusu abonelik sözleşmesi ile likit olan elektrik tüketim bedelini ödemeyi taahhüt etmesine karşın bu edimini yerine getirmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6563, K. 2013/441, 24 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama