KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/6898 E., 2012/7643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2012
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ...Ş. ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacı ve davalı ...’ın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının davalı şirket yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davalı şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, yasal düzenlemelere ve dosya içerisinde toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Borçlar Kanunu’nun 41.maddesinin birinci fıkrası hükmünde, zarar görenin haksız fiil nedeniyle uğradığı zararını haksız fiil sorumlularından isteyebileceği açıklanmıştır.
Somut olaya gelince, davacı, davalı şirket tarafından yapılan kazı çalışmaları sırasında kabloya hasar verildiğini öne sürmüştür. Mahkemece, davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hasarın davalı şirket tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında meydana geldiği dikkate alındığında, davalı şirketin haksız fiil faili sıfatıyla sorumlu olduğu kuşkusuzdur. Yasal düzenlemelere aykırı hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan olgular dikkate alınarak, davalı şirketin zarardan sorumlu olduğu gözetilip, davalı şirket hakkında davanın esası yönünden karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davalı ...’ın hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K.sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ödediği ücretler, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dâhil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda hüküm oluşturulmuştur. Yasal düzenlemelere aykırı olarak düzenlenmiş yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde, yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözönüne alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı taraftan delillerinin sorulup saptanması, bu konudaki gösterilecek delillerin toplanması, daha sonra dosya yeniden uzman bilirkişiye verilmesi, genel idare giderlerine hükmedilemeyeceği bilirkişiye hatırlatılması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6898, K. 2012/7643, 6 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama