KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/7765 E., 2012/8192 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin kanuni süresinde olduğu anlaşılmış ise de hüküm tarihinde taşınmazın değeri kanunda mürafaa için öngörülen 14,510 TL'yi geçmediği anlaşıldığından duruşma isteminin reddine, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildi. Gereği görüşüldü;
Kadastro sırasında dava konusu 162 ada 4 parsel sayılı 1033,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacılar ... ..., ... ve arkadaşları tarafından açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacılar ... ... ve arkadaşları Mart 1290 tarih, 9/18, 9/19, 9/20 varak sayılı tapu kayıtlarının tedavül yoluyla oluşan Ağustos 1326 tarih 2,3,4 ve Şubat 1962 tarih 1,2,3,4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında davalı ... ... ...'ın ölümü nedeniyle mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazın ... ... ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafın tutunduğu dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören genişletilmeye elverişli ve değişebilir sınırlı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca kapsamlarının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmü karşısında söz konusu tapu kaydının hukuki geçerliliğini yitirdiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan; 4342 Sayılı Mera Kanunun 36.maddesi düzenlemesine göre 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren Medeni Kanun hükümlerine aykırı olmayan hükümlerinin halen yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78.madde hükümleri ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da davalı taraf yararına gerçekleştiği gibi, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı tarafın bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız süren zilyetliğinin bulunduğu da mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir.
Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddialarını ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır. Bu nedenlerle davacılar ... ... ve arkadaşları ile davacı ... ...’ın temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Ne var ki, Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür.
Dosya arasında davalıların miras bırakanı ... ... ...’a ait mirasçılık belgesi bulunduğuna göre tüm mirasçıların paylarının hüküm yerinde gösterilmesi gerekirken, miras bırakan adına tescile karar verilmesi isabetsiz, davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm yerinin 1.bendindeki “…... ... ... adına…” sözlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine “1/4 payının ... ..., 3/4 payının ... ... (...) adlarına…” söz ve rakamlarının yazılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/7765, K. 2012/8192, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama