KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/8258 E., 2013/8553 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2013
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti ile tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi oluşturulan hüküm de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Toplanan delillerden tapuya kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 274 ada 4 parsel (imar öncesi 1151 parsel) sayılı taşınmazın “ev ve arsa” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, dava konusu muhdesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin ve kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verileceği tartışmasızdır. Ne var ki, mahkemece dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı getirtilmediğinden, davaya konu edilen muhdesat ile tapu kaydında gösterilen muhdesatın aynı olup olmadığı, aynı iseler, davada az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca; öncelikle dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın kadastro tespit tutanağı ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bunun sonucunda davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de dava konusu muhdesatın keşfen belirlenen değeri nazara alındığında davanın ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemede ön sorun olarak çözümlenmesi gerekirken ayrı bir dava açılmasının usule aykırı olduğunun gözetilmemesi yine gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/8258, K. 2013/8553, 9 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama