KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/9328 E., 2013/11635 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2013
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafça ve davacı tarafından katılma yolu ile istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince, toplanan delillerden dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 8774 ada 5 parsel sayılı taşınmaz hakkında Karşıyaka 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasının sonuçlanarak taşınmazdaki ortaklığın satılarak giderilmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği ve taşınmazın 2008/29 sayılı satış dosyası üzerinden satıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde, taraflar arasında derdest bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gözetildiğinde görülen davada hukuki yararın bulunmadığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı tarafın koşullarının varlığı halinde eda nitelikli sebepsiz zenginleşme davası açabileceği kuşkusuzdur. Nitekim davacı taraf Karşıyaka Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 2009/224 esas sayılı dosyası üzerinden anılan davayı da açmıştır.
Anayasanın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36/2. maddesinde hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı, “mahkemelerin kuruluşu” başlıklı 142.maddesinde de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Belirtmek gerekir ki; kural olarak her eda hükmü bünyesinde tespit hükmünü de barındırır. Taraflar arasındaki mevcut uyuşmazlığın, eda nitelikli alacak davasına bakan mahkemenin görevi dahilinde olduğu, o davada çözümlenebilecek uyuşmazlık yönünden mahkemece mehil verilemeyeceği gibi davacının ayrı bir dava açmakta hukuki yararının da bulunmadığı kuşkusuzdur.
Aksi halin kabulü Anayasa’nın 141/son maddesinde düzenlenen “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu” ilkesini de zedeleyecektir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/9328, K. 2013/11635, 20 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama