KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1056 E., 2013/20918 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2013
Karar Metni
790 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve miras şirketi temsilcisi ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 109 ada 5, 113 ada 79, 117 ada 44, 136 ada 22, 137 ada 136, 139 ada 9, 39 ve 65, 141 ada 19, 160 ada 18, 169 ada 53, 185 ada 74, 239 ada 1 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında belirtilen taşınmazlar, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Tespit gününden önce, davacılar ... ve ... tarafından davalı ..., ... ve ... aleyhine açılan senet iptali davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Aktarma tarihinden önce Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 22.10.2009 tarih 2009/6052 Esas ve 2009/11719 Karar sayılı ilamı ile mahkemece verilen kabul kararı, ''..satış senetlerinin muvazaa nedeniyle iptali istenilen taşınmazlar tapusuz taşınmazlar olup işlemin muvazaa nedeniyle iptaline karar verilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle istemin reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz...'' gerekçesiyle bozulmuştur.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve miras şirketi temsilcisi ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Yargıtay 8. Hukuk Daire bozma ilamı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verlmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma karar vermeye yeterli olmadığı gibi dava konusu taşınmazların askı ilanı da yapılmamıştır. Somut olayda; taraflar arasında dava konusu taşınmazın tespit tarihinden evvel genel mahkemede açılmış ve derdest olan senet iptali davası bulunduğuna, anılan davanın görevsizlik kararı üzerine Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmış olmasına göre mahkemece taşınmaz başında keşif yapılarak 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30/2.maddesi gereği taşınmazın malikinin resen belirlenmesi ve malik hanesinin buna göre doldurulması gerekir.
Ne var ki; mahkemece taşınmazların askı ilanı yapılmadan yargılamaya devam edildiği gibi taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, Mehmet Sözen'e mi yoksa Leman Şanal'a mı ait olduğu,...a ait ise taşınmazların zilyetliğini davalılara teslim edip etmediği usulüne uygun olarak araştırılmamıştır.
Bu husustan ayrı olarak iptali istenilen senetlerin dava konusu taşınmaz dışında eldeki dosyadan tefrik edilen 152 ada 3 parsel sayılı taşınmaza da uygulandığı gözetildiğinde derdest olan davaların birlikte görülmesi dahi düşünülmemiştir. Kaldı ki dava konusu taşınmazın tutanağında taşınmazın Eyüp oğlu ...'dan mirasçılarına kaldığı belirtilmesine rağmen Eyüp oğlu ... mirasçıları davaya çağrılmamış, somut olayda taraf koşulu oluşturulmadan karar verilmiştir.
Taraf koşulunun oluşturulmaması dahi başlı başına bozma nedenidir.
O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazların askı ilanları yapılmalı, daha sonra dava konusu taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarında isimleri belirtilen Eyüp oğlu ... mirasçıları adına 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesine uygun olarak dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilerek somut olayda taraf koşulu oluşturulmalı, davaya gelirlerse delilleri kendilerinden sorularak toplanmalı,
ayrıca iptali istenilen senetlerin tespitine esas alındığı bildirilen 152 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı olduğu Dairemizin 2013/1040 Esas numarasında kayıtlı taşınmaza ait dava dosyası ile eldeki dava dosyasının birleştirilmesinin gerekip gerekmediği düşünülmeli, sonrasında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık oluşursa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek aykırılık duraksamasız giderilmeli, somut olayda tarafların herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmadıkları ve taşınmazın da belgesiz olarak tespitinin yapıldığı gözetilerek taşınmazın tapusuz nitelikte kabulü ile tapusuz taşınmazların menkul mal hükmünde oldukları dikkate
alınarak satış işlemlerinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadıkları, mülkiyetin zilyetliğin teslimi ile birlikte devralana geçeceği hususları gözetilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı,
uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davanın taraflarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği,
Kadastro, Tapu ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1056, K. 2013/20918, 4 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama