KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11067 E., 2013/22652 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2013
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının 10.03.2006-19.04.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde satış temsilcisi olarak çalıştığını, fazla mesai, hafta tatili, resmi bayram ve dini bayram ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının asgari ücret ile çalıştığını, işyerinde fazla mesai, hafta tatili ve bayram çalışması yapılmadığını, fazla mesai yapıldığı takdirde ücret bordrolarına yansıtılarak ödeme yapıldığını, davacının da bu bordroları ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı, kazanmışsa hesaplamanın nasıl yapılacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davalı, davacının kural olarak fazla çalışma yapmadığını, fazla çalışma yapmışsa bunun imzalı bordrolar mukabilinde ödendiğini savunmuştur. Gerçekten davalı tarafından dosyaya sunulan imzalı ve imzaları davacı tarafından inkar edilmeyen ücret bordrolarının çoğunda fazla çalışma tahakkuku bulunduğu ve davacının da bordroları itirazsız olarak imzaladığı görülmüştür. Davacı aynı değerde delillerle daha fazla çalışma yaptığını ispat edememiştir. Davacı taraf bordrolardaki imzalara karşı itiraz ileri sürmemiş olmakla fazla çalışma ücreti ödemesi bulunan aylar bakımından gerekli ödemelerin yapıldığı kabul edilerek hesaplamada bu ayların dışlanması suretiyle alacak miktarının belirlenmesi gerekirken mahkemece bordro kayıtlarının dikkate alınmaması hatalı olmuştur.
O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11067, K. 2013/22652, 18 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama