KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11068 E., 2013/22653 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2013
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalıya ait iş yerinde 21/08/2008-13/08/2012 tarihleri arasında, çalışma süresi boyunca günde 12 saat, haftada 6 gün ve ayda ortalama 2 pazar 12 saat devamlı çalıştığını, gece vardiyalarında da 12 saat çalıştığını, bu durumun evli olan davacının yaşantısını etkilediğini, 2012 yılı Mayıs ayına kadar net 1.000,00 TL ücret ödenmesine rağmen Haziran ayından itibaren muvafakati alınmadan ücretinin 850,00 TL'ye düşürüldüğünü, fazla mesai ücretleri ile pazar mesaileri ücretlerinin ödenmediğini, işveren tarafından davacıya birçok kere hakaret ve küfür edildiğini, işyerinde personel müdürü tarafından darp edildiğini, iş akdini haklı nedenlerle davacının feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının tüm çalışma döneminde asgari ücretle çalıştığını, davacının haklı bir neden olmaksızın 13/08/2012-22/08/2012 tarihleri arasında işyerine gelmediğini, bunun üzerine iş akdinin 4857 sayılı Yasanın 25/2 (g) maddesi gereğince işveren tarafından feshedildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323'üncü, Avukatlık Kanunu’nun 169'uncu ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1'inci maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir.
Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Konuya ilişkin 6100 sayılı Yasanın 329'uncu maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Değinilen Yasanın 330'uncu maddesi uyarınca, avukatlık ücretine yönelik hüküm fıkrasının taraf yararına kurulması gerekir.
Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, avukatlık ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraf ayrı ayrı avukatlık ücretinden sorumlu tutulacak, avukatlık ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır.
Avukatlık ücretinin, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanarak her yıl Aralık ayında Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmesi gerekir.
Gerek yasal, gerekse hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilip edilmeyeceği önem kazanmaktadır. Davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun artırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenememektedir.
Bu itibarla 743 sayılı Borçlar Kanununun 43 (TBK'nun 51.) 44 (TBK'nun 52.), 161/son ( TBK'nun 182/f) ve 325/son (TBK'nun 408.) maddelerinin uygulanmasında, 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirimler nedeniyle ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden indirim yapılması durumunda reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemez.
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde 100,00 TL kıdem tazminatı, 2.400,00 TL fazla mesai ücreti, 300,00 TL genel tatil ücreti, 500,00 TL yıllık izin ücreti ve 2.000,00 TL hafta tatili ücreti talebinde bulunmuştur. 20.06.2012 tarihli raporun dosyaya sunulması üzerine davacı vekilince bilirkişi raporuna uygun olarak fazla mesai ücreti 11,483,00 TL, genel tatil ücreti 85,00 TL, yıllık izin ücreti alacağı 823,00 TL, kıdem tazminatı 4.440,00 TL olarak ıslah edilmiştir.
Mahkemece, 4.540,00 TL kıdem tazminatı, 13.883,00 TL fazla mesai ücreti, 385,00 TL genel tatil ücreti, 1.323,00 TL yıllık izin ücreti ve 1.704,93 TL hafta tatili ücreti talebinin kabulüne karar verilmiş olup yalnızca hafta tatili ücreti talebinin 295,07 TL'lık kısmı reddedilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hafta tatili ücreti 2.435,61 TL olarak hesaplanmış ve %30 oranında uygulanan hakkaniyet indirimi neticesinde 1.704,93 TL alacak hüküm altına alınmıştır.
Davacının hakkaniyet indirimi dışında reddedilen herhangi bir talebi bulunmadığından reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı HMK.'nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11068, K. 2013/22653, 18 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama