KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11122 E., 2013/18311 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Menfi Tespit
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalıya ait kuyumculuk işyerinde çalışırken kendisine baskı ile boş senet imzalatıldığını, işyerinden ayrılınca sonradan doldurularak icra takibi yapıldığını, Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu iler sürerek davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 oranında kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı icra takibine konu bononun iş ilişkisi nedeniyle verildiğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 5.040,00 TL bedelli, 15.11.2009 tanzim, 10.12.2009 ödeme tarihli bononun tahsili için 12.2.2010 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konulduğu, davacının borca teminat senedi olduğundan bahisle itirazda bulunduğu, takibin hala devam ettiği, davacının Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği 11.2.2010 tarihli şikayet dilekçesinde "bu bononun kendisinden baskı ile boş olarak alındığını, işten ayrıldıktan sonra işverene olan 2.450,00 TL borcunu ödemek ve senedi almak üzere işyerine gittiğinde davalının kendisine "madem işten ayrılıyorsun elimizde senedin var, istediğimiz
rakamı doldurup tahsilat yaparız" dediğini, "borcunun yalnızca 2.450,00 TL olduğunu bunu ödemeye hazır bulunduğunu" söyleyince de "bizim her yerde adamımız var, git istediğin yere şikayet et" dediklerini, korup işyerinden ayrıldığını bildirdiği, Cumhuriyet Savcılığı tarafından ihtilafın hukuki olduğu gerekçesiyle kavuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının itiraz ettiği, ancak Manavgat Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddedilerek kararın kesinleştiği; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda senetteki imza ve ödeyecek bölümündeki "Mürüvet Koç" yazılarının davacının eli mahsulü olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tanığı olarak dinlenen ... ile ... davacının davalıya borçlu olduğunu bildiklerini ancak miktarını bilmediklerini, icraya konan bononun boş olarak imzalatılan senet mi yoksa bu borç nedeniyle alınan başka bir senet mi olduğunu bilmediklerini, tanık Nilgün Akbulut ise davacının davalıya 2.400,00 TL borcu bulunduğunu, icraya konan senedin boş olarak imzalatılan senet mi yoksa başka bir senet mi olduğunu bilmediğini beyan etmişlerdir.
6100 Sayılı HMK'nun 188.maddesinde tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmediği, maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemeyeceği, sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarın tarafları bağlamayacağı bildirilmiştir.
İkrar Bir tarafın, diğer tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu bildirmesidir. İkrar yapıldığı yere göre ikiye ayrılır. İkrar, ya mahkeme önünde veya mahkeme dışında yapılır. Mahkemece dışı ikrar bir takdiri delil ise de bir belge (mesela ikrarı içeren bir mektup) ile ispat edilir ise, kesin delil hükmünde olur.(Bakınız; Medeni Usul Hukuku, Prof.Baki Kuru, Prof.Dr.Ramazan Arslan, Prof.Dr.Ejder Yılmaz syf. 383)
Somut olayda davacı Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 11.02.2010 tarihli şikayet dilekçesinde davalı işverenine 2.450,00 TL borcu bulunduğunu açıkça ikrar etmiştir. Bu durumda davanın kısmen kabulüyle davacının davalıya 2.450,00 TL borçlu bulunduğunun kabulüyle 2.590,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine karar vermek gerekirken HMK'nun 188.maddesi yanlış yorumlanarak sadece mahkeme önünde ikrar edilen vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı, harici ikrara ilişkin bir düzenlemenin 6100 sayılı HMK.da yer almadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Kabul şekli bakımından da İİK.nun 72.maddesinde değişiklik yapan 6352 sayılı Yasanın değişikliğe ilişkin maddesi R.G. Yayımlandığı 5.7.2012 tarihinde yürürlüğe
girmiştir. İİK.nun 72.maddesindeki düzenleme emredici olup kamu düzenini ilgilendirdiğinden yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal etkisini göstereceğinden tamamlanmamış tüm hukuki durumlara uygulanması gerekeceği dikkate alındığında, davacı yararına %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerekirken %40 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmiş olmasıda doğru olmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11122, K. 2013/18311, 5 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama