KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11159 E., 2013/19308 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
Karar Metni
753 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, haksız olarak işten çıkarıldığını, asıl nedenin sendikal faaliyetler olduğunu, belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile sendikal tazminat ve bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, zamanaşımı savunmasında bulunmuş, davacının görevini ihmal ve gecikme göstermesinden dolayı yargılandığını, bu yargılama sebebiyle ve belediyenin ekonomik sıkıntılarının devam etmesi nedeniyle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının bir grup belediye işçisi ile birlikte 2005 yılında sendikaya üye olduğu, davalı belediyenin işçilerin sendikaya üye olması üzerine bu işçileri işten çıkarttığı, bu çıkarılan işçilerin sendika üyeliğinden istifa etmeleri üzerine tekrar işe alındıkları, işçilerin sendikaya üye olmamaları konusunda davalı ... yetkilileri tarafından bir takım telkinlerde bulunulduğu,
her ne kadar davalı vekilince davacının davalı işveren belediyenin ekonomik sıkıntıları ve davacı hakkındaki ceza davası nedeniyle haklı olarak iş akdini feshettiği savunulmuş ise de, davacının hakkındaki Tekirdağ 1. Sulh Ceza Mahkemesinde görevi ihmal suçundan açılan davada davacının kamu görevlisi sıfatı bulunmadığından unsurları bakımından oluşmayan suç bakımından davacı hakkında beraat kararı verildiği ve bu kararın Yargıtay tarafından onandığı dolayısıyla
davalı tarafın, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği savunmasının kabule şayan bulunmadığı, bu durum karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiği, dosya kapsamına göre davacının iş akdinin davalı ... tarafından sendikal nedenlerle feshedildiği anlaşıldığından ve davalı iş yerinde 30'dan az işçinin çalışması nedeniyle davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamadığı dolayısıyla, işe iade davası açamayacağı, bu durum karşısında sendikal tazminat talep etme hakkının bulunduğu,
fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve ikramiye alacağı talep etmiş ise de, bu taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği belirtilerek kıdem, ihbar ve sendikal tazminat alacağının kabulüne, yıllık izin, fazla mesai ve ikramiye alacaklarının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında sendikal tazminat konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fesih tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinde, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri veya sendikaya girmeleri veya girmemeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır.
3. fıkrada ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamayacağı kuralı mevcuttur.
Konuya dair bir başka güvence bahsi geçen maddenin 5. fıkrasında öngörülmüş ve işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları sebebiyle iş sözleşmelerinin feshedilemeyeceği, yine yasaya uygun sendikal faaliyetler sebebiyle işten çıkarılamayacakları ya da farklı uygulamaya tabi tutulamayacakları hükme bağlanmıştır.
İşverenin 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinin 3, ve 5. fıkralarına aykırı davranması halinde işçinin bir yıldan az olmamak üzere sendikal tazminata hak kazanacağı hususu da yasada ifadesini bulmuştur.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 31. maddesinde 4773 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrasında, işçinin iş sözleşmesinin sendika üyeliği ya da sendikal faaliyetleri sebebiyle feshedilmesi halinde doğrudan sendikal tazminat talep hakkının olmadığı açıklanmış ve 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine dair hükümlerinin uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Fesih dışında kalan sendikal nedene dayanan ayrımcılık hallerinde ise, işçinin doğrudan sendikal tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.
4773 sayılı Yasa ile sözü edilen maddeye eklenen 7. fıkrada ise, iş güvencesi hükümlerinin uygulaması dışında kalan hallerde ve feshe bağlı tazminat istekleriyle sınırlı olmak üzere ispat yükünün işverene ait olduğu öngörülmüştür. Bu durumda sendikal nedenle fesih iddiasıyla açılan feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade davasında ispat yükü, önceden olduğu gibi işçi üzerindedir. Ancak, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan bir işçinin açmış olduğu sendikal tazminat isteklerini içeren bir davada, aksinin ispatı işverene aittir.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlar gibi ölçütlere göre feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olayda yukarıda belirtilen hususlara ilişkin bilgiler dosyada bulunmamaktadır. Mahkemece belirtilen yönlerden araştırma yapılarak davacının sendikal tazminat talebi hakkında karar verilmesi gerekirken bu hususlar araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11159, K. 2013/19308, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama