KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11185 E., 2013/18367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2013
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde çalışırken 2004 yılı Kasım ayında yapılan sayımda cin mısırı açığı çıktığı, işverenin güvenini kötüye kullandığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, hafta tatillerinde milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığı gerekçesi ile kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacının işyerinde çalışan iki işçi ile birlikte kullanılan patlamış mısır paketlerini toplayıp bunlara doldurmak sureti ile satıp haksız menfaat temin ettikleri için haklı nedenle işten çıkarıldığını, yıllık izinlerini kullandığını, fazla mesai iddialarının asılsız olduğu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dava ile de davacı işçiden haksız menfaat temini nedeni ile şirketin oluşan zararının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre davacı işçinin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin kanıtlanamadığı, atılı suçu işlediğinin sabit
olmadığı, kıdem ve ihbar tazminatına hak hak kazandığı, bilirkişi raporunda hesap edilen alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Fazla mesai ücreti ihtilaflıdır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Öte yandan çalışma saatlerini ve günlerini belirleme işverenin yönetim yetkisi kapsamında olup bu bağlamda işyerinde fazla çalışma yapılıp yapılmayacağı, şayet yapılacaksa hangi günlerde ve hangi saatler arasında yapılacağı işveren tarafından belirlenecektir. Bu belirlemenin de işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğu, işyeri politikası v.b gibi sebeplerden dolayı zaman içerisinde değişkenlik gösterebileceği kuşkusuzdur.
Dolayısıyla fazla çalışmaya ilişkin ispat külfeti altında olan davacının talep ettiği döneme ilişkin fazla mesai ücretini, tanık deliline dayanarak ispat etmek istemesi halinde ancak bu dönemde aynı işyerinde çalışan tanık anlatımları ile ispat külfetini gerçekleştirebilceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda;
Davacı vekili davacının fazla mesai yaptığını iddia ederek fazla mesai ücretinin ödetilmesini istemiş, iddiasını ispatlamak için tanık dinletmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacı tanık anlatımlarına göre davacının haftanın 6 günü 9-18 saatleri arasında çalıştığı,18.00'dan sonra 1-2 saat daha çalıştığı kabul edilerek haftalık 8 saat üzerinden fazla mesai ücreti hesap edilmiş, mahkemece hakkaniyet indirimi yapılarak alacak hüküm altına alınmıştır.
Davacı tanıklarının davacı ile belli bir süre birlikte çalıştıkları, hesaplamaya esas dönemin tümünü
kapsayacak şekilde çalışmadıkları anlaşılmaktadır. Bu itibarla davacı tanıklarının davacı ile aynı işyerinde ne kadar süre birlikte çalıştıkları tespit edilmeli ve davacının ancak bu tanıkların kendisi ile birlikte çalıştıkları süre ile sınırlı olmak üzere haftalık 8 saat fazla mesai yaptığını ispat ettiği kabul edilerek fazla mesai ücreti hesap edilmelidir. Geri kalan hesap dönemi bakımından ise davalı tanıklarının beyanlarındaki gibi davacının günde fiilen 8 saat çalışarak haftada 3 saat fazla mesai yaptığı benimsenmelidir.
Öte yandan davacı yararına milli bayram ve genel tatil ücreti ile fazla mesai ücreti hüküm altına alınmış ise de davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve itiraz dilekçesine fazla mesai, milli bayram ve genel tatil çalışma ücreti tahakkuku bulunan imzasız bordrolar sunmuştur.
Sözü edilen bordrolardaki tahakkukların zamlı tahakkuk olup olmadığı, davacıya ödenip ödenmediği, ihtirazi kayıt olup olmadığı araştırılmalı, zamlı tahakkuk olup davacıya ödendiği ve ihtirazi kayıt olmadığının anlaşılması halinde bu aylar ait olduğu alacak bakımından hesaplamalarda dışarıda tutulmalıdır. Gerekirse bu hususlarda ek hesap raporu alınıp bir değerlendirmeye tabi tutulduktan sonra çıkacak sonuca göre fazla mesai ve milli bayram ve genel tatil çalışma ücreti hakkında karar verilmelidir.
O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11185, K. 2013/18367, 5 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama