KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/11752 E., 2013/20377 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilin 1998 yılı Aralık ayından iş akdine işverence haksız olarak son verildiği 31/05/2009 tarihine kadar davalı inşaat işleriyle uğraşan şirkette 08.30-20.00 saatleri arasında fazla mesai yaparak çalıştığını, hafta tatili iznini kullanmadığını, genel tatillerde çalıştığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 12/12/2006 tarihinde işyerinden kendi isteği ile ayrılarak başka bir işyerinde çalışmaya başladığını, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin haksız olduğunu, davacının işverende hiçbir alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında fazla çalışma süresinin hesaplanması konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil
niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda davacının Mayıs ile Kasım ayları arasındaki dönemlerde haftanın 7 günü ara dinlenmelerinin düşümü ile günde 10 saat çalıştığı kabul edilerek fazla mesai ücreti hesaplanmıştır. Ayrıca davacının çalışmış olduğu hafta tatil günleri için mükerrer hafta tatili ücreti hesaplanmıştır. Böyle olunca, davalıdan hafta sonu çalışmaları için mükerrer tahsile karar verilmiş olmaktadır. Hafta tatili günleri için normal çalışma süresi olan 7,5 saat için hafta tatili ücretine hükmedildiğine göre bu günler için 2,5 saat fazla çalışma yapıldığının kabulü ile hesaplama yapılması gerekirken hafta tatilerinde 10 saat üzerinden fazla çalışma ücreti hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/11752, K. 2013/20377, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama