KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/13530 E., 2013/20703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2013
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı işyerinde römorkor kaptanı olarak çalıştığını, izinde iken şirket tarafından ihtarname gönderilerek hiçbir neden gösterilmeksizin ihbar önelsiz ve tazminatsız olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini, en son 2641,00 TL net aylık ücret aldığını belirterek kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatı ile fazla çalışma ve yıllık izin alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının son dönemlerde iş disiplinine uymayan bazı tutum ve davranışlarının tespit edildiğini, kendisinin defalarca uyarılmasına rağmen bu davranışlarına devam ettiğini, bu davranışları sonucu performansında düşüş meydana geldiğini, görevine devam etmesinin diğer personel ve 3.kişiler açısından ciddi mal ve can kaybı riski taşıdığından iş sözleşmesinin haklı nedenlerle 854 sayılı Yasanın 14.maddesi uyarınca ihbarsız ve tazminatsız olarak sona erdirildiğini, kötüniyet tazminatının kabulünün de mümkün olmadığını, davacının ücretinin maktu olarak ödendiğini, bu ücretin fazla mesai,
ulusal bayram ve genel tatil ücretlerini de kapsadığını, bu nedenle davacının fazla mesaiye ilişkin ücret taleplerinin hukuki dayanağı olmadığını, yine davacının yıllık izinlerinin kullandırılmadığına ilişkin beyanlarının gerçek olmadığını, davacının çalışmış olduğu dönemlere ilişkin yıllık izinlerini kullandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 2.641,33 TL aylık net ücretle çalıştığı, davalı işverenin fesihte haksız olduğu, davacının 4857 sayılı Yasa'nın 17.maddesi gereğince ihbar tazminatı ve aynı yasanın geçici 6.maddesi ile yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasa'nın 14.maddesi gereğince kıdem tazminatını hakettiği, ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğine dair davalı tarafıdan delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Deniz İş Kanunu 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, bir geminin Deniz İş Kanunu'nun kapsamına girebilmesi için denizlerde, göllerde ve akarsularda çalıştırılması, bu geminin Türk Bayrağı taşıması, geminin yüz ve daha yukarı grostonilatoluk olması gerekir. Maddenin 2. Fıkrasına göre de:
a)Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazla olduğu takdirde, bu gemilerle, bu gemilerde çalışan ve çalıştıranlar Deniz İş Kanunu hükümlerine tabi olacaklardır.
b)İşverenin çalıştırdığı gemi adamı sayısı beş veya daha fazla bulunduğu takdirde başka bir şart aranmaksızın, başka bir anlatımla geminin grostonilatosuna bakılmaksızın, bu gemi Deniz İş Kanunu kapsamına giren bir işyeri olacaktır.
Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa dahi yüz grostonalitonluk değilse yada diğer belirtilen istisnai şartları taşımıyor ise bu gemide çalışanlar hakkında Deniz İş Kanunu uygulanamaz. Taşıma işinde çalışan bu gemideki işçiler de 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kaldığından, haklarında Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Dosya içindeki fesih bildiriminde davacının Deniz İş Kanuna tabi olarak çalıştığı açıkça belirtilmiştir. Yine davacının römorkor kaptanı olarak işyerinde çalıştığı da anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, davacı gemi adamının davalıya ait gemide deniz taşıma işinde çalıştığı, bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olmadığı anlaşıldığı halde talep edilen ve hüküm altına alınan tazminat ve alacakların 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca belirlenmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13530, K. 2013/20703, 2 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama