KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/14779 E., 2013/21397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
vekili Av.... Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin işçilik ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle davacı iş tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma,yıllık izin,hafta tatili,ulusal bayram genel tatil,işçilik ücreti ve prim alacaklarının hüküm altına alımasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının ödeme güçlüğüne düştüğünü,davalının davacıya kıdem tazminatı, yıllık izin ve işçilik ücreti olarak toplam 9122,88 TL borcu bulunduğunu bunun dışında bir borç bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinin talep bölümünde yıllık izin ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş olup bu talep hakkında mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalıdır.
3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "taleple bağlılık ilkesi" başlığını taşıyan 26. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Talep kapsamı dışına çıkılarak hüküm kurulması mümkün değildir. Bu durumun tek istisnası Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 180. maddesine göre davanın tamamen ıslahı olabilir.
Somut olayda; ıslah dilekçesi ve ekindeki harç makbuzu dikkate alındığında davacı tarafça kısmen ıslah talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, dava dilekçesinde sıralanan talepler arasında yer almayan asgari geçim indirimi alacağının ıslah dilekçesi ile talep edildiği görülmektedir.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.
Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir.
Bu alacak hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla Asgari Geçim İndirimi alacağına ilişkin ıslah isteminin reddine karar vermek gerekirken bu alacak hakkında hüküm kurularak usulsüz ıslaha değer verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
4-Davacı alacaklarının ödenmesi amacıyla davalıya çekmiş olduğu ihtarnamede işçilik ücreti alacağını 3853,68 TL olarak göstermiştir.İşçilik ücreti alacağı bakmından anılan tutarla kısıtlı olmak üzere davalı işveren temerrüde düşürülmüştür.Bu sebeple işçilik ücreti alacağının yalnızca 3853,68 TL'lık kısmına temerrüt tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken hüküm altına alına toplam tutara temerrüt tarihinden faiz işletilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14779, K. 2013/21397, 10 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama