KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1762 E., 2013/8312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2013
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 07.05.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... Teks.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili Av.... geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının 1999 yılından beri davalı işyerinde tekstil ustası olarak çalıştığını, 14/06/2010 tarihinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı ile diğer bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacının önceki çalışmasının istifa ile sona erdiğini, davalıyı ibra ettiğini, 15/01/2010 -07/06/2010 tarihleri arasında çalıştığını, çalışmanın yasal hak ediş doğurmadığını, davacının aldığı ücretin bordrolarda gösterildiği kadar olduğunu, fazla mesai yapılacak kadar iş bulunmadığını, resmi tatillerde işyerinin kapalı olduğunu beyanla davanın reddini savumuştur.
Mahkemece davacının davalı işyerinde 1999 yılından itibaren çalıştığı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği, bilirkişi raporunda belirlenen alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın 225 nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır. (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez
Somut olayda; davalı vekili delil listesinde “yemin” deliline dayanmış olup davalıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmalı, davalının yemin teklif etme hakkını kullanmak istediğini beyan etmesi halinde yemin teklif edilen konular belirlenmeli, bundan sonraki süreç yasaya uygun biçimde usulünce tamamlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre dava konusu edilen alacaklarla ilgili bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1762, K. 2013/8312, 7 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama