KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/18972 E., 2013/19147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 300 ada 1 parsel sayılı 13918000,29 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş, beyanlar hanesine ... Köyü ve ... Köyünün kullanımında olduğu şerh verilmiştir. Davacı ... ve ... ve ... vergi kayıtlarına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, 300 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğiyle orta malı olarak sınırlandırılmasına, beyanlar hanesine irtifak hakkının Mersin ili, Mut ilçesi, ... Köselerli Köyü halkına ait olduğunun şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda, kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur.
Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacılar vekili tarafından dava dosyaları tefrik edilmeden ve kesin süre verilmeden önce, 21.10.2010 tarihli dilekçe ile 852,62 TL. keşif ücretini posta havalesi ile dosyaya gönderildiği belirlendiği gibi, daha sonraki davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermediği ve kesin önele uymamanın
sonuçlarını içerir muhtıranın tebliği de usulüne uygun olmadığı dosya içeriği ile anlaşılmaktadır.
Somut olayda dava dosyaları birleştirilmeden önce her iki dosyada mahkemece 27.1.2011 günlü celselerde belirlenen keşif ücretlerini ve kesin süreye uymamanın sonuçları içerir muhtıranın ara kararında belirtildiği üzere davacılar vekili Avukat ...'a tebliğine karar verilmiş, kesin süre sonuçlarını içeren muhtıra da davacılar vekilinin işçisinin imzasına 4.2.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Ne var ki adı geçen vekilin 14.3.2010 tarihinde öldüğü temyiz aşamasında eksik iade sonucu dosyaya getirtilen belgeden anlaşılmıştır. Ayrıca davacılar ..., ... ve ...'nın Avukat ... tarafından temsil edildikleri dosya içinde mevcut 12.4.2010 tarihli vekaletname ile sabittir. Mahkemece kesin süre sonuçlarını içeren muhtıra davacılar vekili Avukat ... değil o tarihte ölü olan Avukat ...'a tebliğ edilmiştir.
Bu hale göre mahkemece belirtilen kesin süre sonuçlarını içerir muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemez. Ayrıca davacılar aynı taşınmaz hakkında dava açtığına göre uyuşmazlığın hep birlikte çözümlenmesi gerekirken, dava dosyaları tefrik edilerek her bir dosyada davacılara ayrı ayrı keşif ücreti yüklenmesi dahi usul hükümlerine ve dava ekonomisine uygun düşmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/18972, K. 2013/19147, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama