KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1943 E., 2013/5519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2013
Karar Metni
674 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı davalı işyerinde şoför olarak çalıştığını her gün fazla mesai yaptığını, fazla mesai ücretinin ve 32 günlük ücretinin ödenmediğini bu sebeple iş akdini haklı sebeple fesh ettiğini bildirerek kıdem tazminatı,fazla çalışma ücreti ve ödenmeyen ücret alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, fazla mesai yapıldığı zaman ücretinin bordrolarla tahakkuk ettirildiğini ödenen fazla çalışma ücretinden daha fazlasını hakettiğini iddia ediyorsa yazılı dellille ispatlaması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Somut olayda davacı tanıkları davacının haftanın altı günü günde 12 saat çalıştığını ancak bu süreye ilişkin fazla mesai ücretinin ödenmediğini beyan ettikleri,tüm ücret bordrolarında fazla mesai ücreti tahhakkuk ettirildiği,ayrıca dosyaya sunulan sefer kayıtlarında da davacının işe giriş çıkış saatlerinin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme esas bilirkişi raporunda davacı tanıklarının beyanları ve sefer kayıtları esas alınarak davacının haftanın altı günü günlük 1,5 saat ara dinlenmesinin düşümüyle günde 10.5 saat haftalık 63 saat çalıştığı kabul edilerek buna göre fazla çalışma ücreti hesabı yapılmıştır.
Ancak sefer kayıtları incelendiğinde davacının tüm çalışma süresinin günde 12 saat olmadığı anlaşılmakla ilke kararlarında ki ölçüler ışığında sefer kayıtları tekrar incelenerek davacının hafta hafta kaç saat çalıştığı tespit edilmeli o ay tahakkuk ettirilen ücret bordrosunda yazan fazla mesai ücretini karşılayıp karşılamadığı belirlenmeli ve çıkacak sonuca göre fazla çalışma alacağı hesaplanmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1943, K. 2013/5519, 3 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama