KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/19538 E., 2013/13655 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Eylül 2013
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacılar ... ve ...
20.01.2012 havale tarihli dava dilekçeleri ile yargılamanın iadesi istenilen Kadastro Mahkemesi'nin 1980/11, 1988/264 E.K. sayılı dava dosyasında yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olduğunu, hükme esas alınan veraset ilamının eksik ve yanlış olduğunun başka bir veraset ilamı ile ortaya çıktığını, lehine karar verilen davalı tarafın karara tesir eden veraset ilamının sunulmasında hileli bir davranışta bulunduğu gerekçelerine dayanarak davalı ... aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebi ile dava açmışlardır.
Mahkemece düzenlenen 07.03.2012 tarihli tutanak ile yargılamanın yenilenmesi istenilen 1980/11 Esas sayılı dava dosyasının kesinleşmekle Tapu Sicil Müdürlüğü'nce 05.08.1993 tarihinde teslim alındığının bildirildiğinden söz edilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi istenilen mahkemenin 1980/11, 1988/264 E.K. sayılı hükmünün kesinleştiği tarih ile yargılamanın yenilenmesi istenilen tarih arasında 6100 Sayılı HMK'nun 377.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Bilindiği üzere mahkemelerce oluşturulan hükümlerin şeklen kesin hüküm halini alabilmeleri için taraflara usulünce tebliğ edilmeleri ve haklarındaki kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; yargılamanın iadesi talebine konu olan mahkemenin 1980/11 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devamı sırasında önce davacıların miras bırakanı ...
Sonu vekilinin davaya katılma istemli dilekçe sunduğu, sonrasında 12.06.1985 tarihli celsede katılan davacı ... Sonu’nun vefat ettiği hususunun duruşma tutanağına derç edildiği, akabinde katılan davacı ... Sonu mirasçısı olan davacı ...’nun davaya katılmak için dilekçe sunduğu dosya kapsamı ile sabittir. O halde davanın taraflarından olan ...
Sonu’nun tüm mirasçılarının davaya çağrılması, varsa delillerinin toplanılması, kısaca taraf koşulunun oluşturulması yasal bir zorunluluk olduğu gibi mahkeme hükmünün de katılan davacı ... Sonu mirasçılarının tümü adına tebliğ edilmesi dahi bir zorunluluktur. Bu zorunluluklara rağmen mahkemece yargılama sırasında ölen katılan davacı ...
Sonu’nun davacı ... dışındaki diğer mirasçılarını davadan haberdar ettiğine dair tebligat belgesi dosyada bulunamadığı gibi mahkeme hükmünün katılan davacı ... Sonu mirasçılarından davacı ... haricindeki diğer mirasçılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair bir belge dahi dosyada bulunamamıştır. Hal böyle olunca usulünce taraf koşulu oluşturulmayan ve hüküm tebliği dahi tam olarak yerine getirilmeyen bir hükmün kesinleştiğinden söz edilemez.
Az yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere mahkemenin 1980/11, 1988/264 E.K. sayılı hükmü usulüne uygun olarak kesinleşmediğine göre somut olayda 6100 Sayılı HMK’nun 377 maddesindeki yasal düzenlemeninde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Nitekim böylesi bir durumda giderilmesi gereken sorun ortada yargılamanın iadesi istenilecek kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığına göre davacıların eldeki taleplerinin yargılamanın iadesi mi, yoksa temyiz niteliğin de mi sayılıp sayılmayacağıdır. Az yukarıda ayrıntıları açıklanan hususlar ve mahkemenin 1980/11, 1988/264 E.K. sayılı hükmünün kesinleşmediği, kesinleşmeyen hüküm hakkındaki yargılamanın yenilenmesi talebine havi dilekçenin temyiz dilekçesi mahiyetinde olduğunun gerektiği kabul edilerek yapılan temyiz incelenmesinde;
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Somut olayda katılan davacı ... Sonu yargılamanın devamı sırasında 1984 yılında ölmesine rağmen mahkemece ... Sonu mirasçılarından davacı ... hariç diğer mirasçıları adlarına duruşma günü tebliğ edilmediği gibi varsa delilleri dahi sorulup toplanmamış, eldeki davada taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verilmiştir. Taraf koşulu gerçekleştirmeden hüküm verilemeyeceği gibi taraf koşulu gerçekleştirilmeden verilen hükmün de kesinleştiğinden söz edilemez.
O halde mahkemece öncelikle katılan davacı ... Sonu’nun tüm yasal mirasçıları belirlenmeli, akabinde gerek katılan davacı ... Sonu mirasçıları gerekse davanın tüm tarafları veya ölü olanların mirasçıları adına duruşma gününü bildirir davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/19538, K. 2013/13655, 3 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama