KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/2086 E., 2013/8327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2013
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 07.05.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı ... İnş.San. ve İnş.Malz.A.Ş. vekili Av.... ve karşı taraftan davacı ... vekili Av.... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının 18/04/2006 tarihinde davalıya ait işyerinde muhasebe müdürü olarak çalışmaya başladığını, 30/04/2007 tarihinde emekli olduğunu, kıdem tazminatını aldığını ancak ara vermeden davalıya ait işyerinde muhasebe müdürü olarak çalışmaya kesintisiz devam ettiğini, 15/09/2010 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, işverenin emir ve talimatları altında mesai saatlerine bağlı çalıştığını yılda 3 kez maaş tutarında verilmesi gereken ikramiyenin verilmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davacının, müvekkili şirkette 19/04/2006 tarihinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasını emekli olduğu 30/04/2007 tarihine kadar sürdürdüğünü, bu döneme ilişkin kıdem tazminatını alarak işten ayrıldığını, davacının “Mali Müşavirlik” bürosu açtığını burada serbest meslek erbabı olarak kendi nam ve hesabına çalışmaya başladığını, birçok firmanın kanuni defterlerini tuttuğunu, davalı şirketin de davacıdan serbest meslek makbuzu ve mali müşavirlik sözleşmesi hükümleri uyarınca hizmet aldığını, davacının verdiği hizmetin karşılığında her ay faturasını keserek bedelini aldığını, davacının mali müşavirlik işletmesini kapattığını,
bu nedenle müvekkili şirketin de davacı ile çalışmasını sona erdirdiğini, aradaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin mali müşavirlik sözleşmesi olduğunu, ilgili yasal düzenleme gereğince bir şirkette hizmet akdine bağlı olarak çalışmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayandığı gerekçesi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme tarafından tüm dosya kapsamından ve özellikle davalı tanık beyanlarından, davacının aynı şekilde zaman ve sayı sınırlaması olmasızın, davalı işveren bünyesinde onun emir ve talimatları doğrultusunda, davalının işini yapmaya devam ettiği, İş Yasanın hizmet akdinde aradığı üç temel unsur olan ücret, bağımlılık ve zaman unsurunun somut olayda mevcut olduğu,
bu haliyle taraflar arasında hizmet akdinin varlığının kabulü gerektiği, davacının davalı işverenin bünyesinde davalının işini ifa ederken, aynı zamanda birkaç küçük işletmeninde mali müşavirliğini yapıyor olmasının sonuca etkili olmayacağı gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı ile ikramiye alacak taleplerinin kabulüne karar verilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun değildir.
Zira dosya içinde bulunan serbest meslek makbuzları ile mali müşavirlik sözleşmesine göre davacı ile davalı şirket arasında mali müşavirlik sözleşmesi yapıldığı, davacının davalı işyeri dışında ayrı bir işyeri adresinin, vergi mükellefiyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine gelen yazı cevaplarından davacının davalı şirket dışında başka bazı gerçek ve tüzel kişilerin mali müşavirliğini yaptığı, ücreti karşılığında onlara hizmet verdiği görülmektedir.
Öte yandan davacı tanıklarından ... davacının bazen 15 gün işe uğramadığı zamanlar olduğunu beyan etmiştir. 3568 sayılı Yasa'nın 45.maddesi de serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin hizmet akdine bağlı olarak çalışmalarını yasaklamıştır. Tüm bu olgu ve deliller karşısında davacı ile davalı arasında hizmet akdine dayalı bir ilişkinin varlığından bahsedilemez. Bu nedenle davacının davasının reddi yerine kabulü hatalı olmuştur.
Şayet davacı aradaki görünür ilişkinin mavuzaalı olduğunu iddia ediyorsa ki yasal zorunluluk nedeni ile evini işyeri adresi olarak gösterdiğini beyan ederek bu hususu dile getirmiş olup bunu yazılı delil ile ispat etmesi gerekeceğinden bu durumda sonuca etkili değildir. O halde davalının bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2086, K. 2013/8327, 7 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama