KÜNYE
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2013/21229 E., 2014/1269 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2014
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, davalı işveren tarafından davacıdan işe giriş esnasında alınan teminat senedinin kötü niyetli olarak icra takibine konu edilmesi üzerine senet nedeniyle menfi tespit ve kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı cevabında, davacının davalıya olan borcu karşılığında alınan senet nedeniyle icra takibine girişildiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamındaki delillerden icra takibine dayanak teşkil eden senedin teminat senedi niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacının menfi tespit isteminin kabulüne, senedin kötü niyetle takibe konulduğunun sabit bulunmadığından bahisle de kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Menfi tespit davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. md.si uyarınca alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşısılsa ve borçlunun talebi varsa davalı alacaklının aleyhine %40 dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. Maddesindeki (%40) oranı 6352 sayılı Yasa'nın 11. maddesi ile (%20) olarak değiştirilmiştir. 6352 sayılı "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun"nun 106 md. si uyarınca, yukarıda belirtilen değişiklik yasanın yayım tarihi olan 5 temmuz 2012 gününden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda, senedin davacıdan işe girerken teminat amaçlı alındığı mahkemenin de kabulündedir. Bu nedenle davalı tarafından davacının borçlu olmadığı bilindiği ve teminat amacıyla verdiği senedin icra takibine konu edilmesi nedeniyle kötü niyetli olduğu kabul edilmeli ve davacı yararına takip konusu alacağın (%20)'si oranında tazminata hükmedilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin kötüniyet tazminatının reddi doğru değildir. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK'nun 438.md.si uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/21229, K. 2014/1269, 30 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama