KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/22649 E., 2013/15986 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- İşe iade
Karar Metni
945 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş sözleşmesinin bir hasta yakınını darp ettiği gerekçesiyle feshedildiğini ve fesih bildiriminin esas ve usul bakımından geçerli olmadığını 10 yıla yakın bir süredir hastanede çalıştığını ve herhangi bir uyarı ve ihtar verilmediğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden davalıların sorumluluğuna karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı idare vekili, husumet itirazında bulunarak davacının davalı şirketler ortak girişimi bünyesinde belirli süreli sözleşme ile çalıştığını savunarak davanın reddini talep ederken diğer davalı alt işveren şirketler ise kendilerine ayrı ayrı 10.07.2012 tarihinde tebliğ edilen tensip ve dava dilekçesine karşı süresinde cevap dilekçesi vermemiş ve yargılamaya da katılmamışlardır.
Mahkemece, dosyaya sunulan belgelerden davalı Bakanlık ile diğer davalı şirketler arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacının da bu kapsamda davalı şirketler ortak girişimi işçisi olarak hastanede temizlik işlerinde çalıştığı Davalı bakanlığa bağlı hastanenin taşeronlar aracılığı ile hizmet alımı yöntemi ile yaptıkları işlerle ilgili düzenlenen sözleşmeler yönünden işin işleyişi, işçi alımının hastane yönetimi tarafından yapılması izinlerin,
çalışma programının hastane yetkililerince düzenlenmesi gibi husuların son dönem Yargıtay kararları gereği muvazaanın varlığını göstermediğini davalı şirketler ile Bakanlık arasındaki ilişkin İK nın 2. Maddesinde belirtilen alt-üst işverenlik ilişkisi olduğu anlaşıldığından husumet itirazı yerinde görüldüğü gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Davacının ilk işe girdiği andan itibaren şirket elemanı olarak çalışmasını sürdürdüğünden davacının Bakanlığın işçisi değil şirketin işçisi olduğu İş akdinin feshinin yazılı olarak yapılması zorunlu olmasına rağmen Mahkemeye bu konuda yazılı fesih bildirimi sunulmadığı, davalılara ayrı ayrı yazılmasına rağmen belge ibraz edilmediği, hastane tarafından 29/01/2013 tarihli yazı ekinde gönderilen fesih belgesi olarak adlandırılan belgenin ise işi alan ...
Ltd iş ortaklığı tarafından hastane yönetimine yazılmış davacının işten çıkartıldığına dair belge olduğunun görüldüğü bu belgenin iş yasasında bahsedilen işçiye feshin sebebini ve feshi bildiren belge olarak kabul edilmesi olanaksız olması karşısında feshin yazılı yapılmamış olması ve davalı şirketlerce akdin haklı nedenle sonlandırıldığı ispatlanamadığından davacının ortak girişime işe iadesine kıdem durumuna göre işe başlatılmaması halinde işverence ödenecek tazminat miktarı 5 aylık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı Bakanlık ile ortak girişimi oluşturan davalı şirketler arasında temizlik işinin yapılması için sözleşme yapıldığı, davacı işçinin işvereni olan ortak girişimin bu işi üstlendiği, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiği de dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi yerinde olup davalı Bakanlığın kendileri hakkında husumetten ret kararı verildiği hallde tazminatlardan sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu ve lehine avukatlık ücreti takdir edilmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazları yerinde olmayıp, asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağından mahkemenin bu yöndeki kabulü de yerindedir.
Bakanlık hakkındaki işe iade davasının husumetten reddine karar verilmesi ve yargılama giderlerinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmamış olması da hatalı olmuştur. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/22649, K. 2013/15986, 2 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama