KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/288 E., 2013/18401 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2013
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 102 ada 345 parsel sayılı 1.756.035,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz yaylak niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... emlak vergi beyannamesine, kira sözleşmesine, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 102 ada 345 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 15.7.2012 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline, geriye kalan 1.656.035,84 m2 yüzölçümündeki bölümün ise yaylak niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava ve temyiz konusu 102 ada 345 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 15.7.2012 tarihli rapor ve eki haritada (B) harfi ile işaretli 522.647,72 m2 yüzölçümündeki bölümünün kamu malı niteliğinde yaylak olduğu, davacı tarafın dayandığı emlak vergi beyannamesi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı nazara alındığında kayda değer verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ...'ın temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 3,15 TL harcın davacı ...'dan alınmasına,
2-Davalı ...'nin dava ve temyiz konusu 102 ada 345 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 15.7.2012 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 100.000 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu 102 ada 345 parsel sayılı taşınmazın, dört sınırının eylemli yaylak parselleri ile çevrili olduğu, dava konusu taşınmaz ile dava dışı yaylak parselleri arasında yol, dere, hendek gibi ayırıcı sınırların bulunmadığı,
kadastro tespiti sırasında tespit bilirkişilerinin dava konusu taşınmazın yaylak olduğuna dair beyanda bulundukları, bu nedenle dava konusu taşınmaz bölümünün yaylak bütünlüğünü bozduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dava ve temyiz konusu taşınmaz bölümünün de yaylaktan kazanıldığının kabulü zorunludur. Öte yandan yaylak üzerinde oluşturulan vergi kaydına değer verilmesi de hukuken mümkün değildir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır.
Bu verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraatçi bilirkişinin dava konusu taşınmazın yaylak olmadığı yolundaki raporunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/288, K. 2013/18401, 6 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama