KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/3512 E., 2013/9600 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava Türü
- Alacak
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, sözleşmenin ekonomik kriz nedeniyle feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, sözleşmenin davacının istifası ile son bulduğunu, kıdem tazminatının bir kısmının ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin davacı tarafından çalışma koşullarının değişmesi ve mevcut iş şartlarının uygulanmaması nedeniyle 13.03.2008 tarihli fesih bildirimi ile İş Yasasının 24/II-f maddesi kapsamında haklı nedenle feshedildiği, davacının kıdem tazminatı almaya hak kazandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı uyuşmazlık konusudur.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacı normal mesainin 08.00-18.00 saatleri arası olmasına rağmen saat 20.00 ‘ye kadar çalışıldığını, cumartesi günleri ise 08.00-16.00 saatleri arası çalışıldığını ancak fazla mesai alacağının ödenmediğini belirtmiştir. Davalı işyerinde ekonomik kriz olduğundan fazla mesai yapılmadığını savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının 3 gün 08.00-20.00 saatleri arası, 2 gün ise 08.00-18.00 saatleri arası Cumartesi ise 08.00-16.00 saatleri arası çalışıldığı belirtilerek haftalık 12 saat fazla mesai alacağı hesaplaması yapılmıştır. Dosyada davacının 2004-2008 yılları çalışmalarını gösteren puantaj kayıtları sunulmuştur. Söz konusu puantajlarda davacının işi giriş ve çıkış saatleri gösterilmiştir.
Ancak mahkemece bu puantajlara itibar edilmemiş ve tüm dönem fazla çalışma alacağı tanık anlatımlarına göre hesaplanmıştır. Mahkemece puantaj kayıtlarının olduğu dönemlere ilişkin olarak fazla mesainin bu kayıtlara göre hesap edilmesi , puantaj olmadığı dönemde ise tanık beyanlarına göre fazla mesai alacağının hesaplanması gerekirken bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca davalı taraf davacının 21.11.2012 tarihli ıslah dilekçesine karşı süresi içinde 27.11.2012 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunduğu halde mahkemece bu savunmada değerlendirmeksizin sonuca varılmış olması da isabetsiz olmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/3512, K. 2013/9600, 23 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama