KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/4383 E., 2013/10757 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2013
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, iş sözleşmesinin feshi hususunda davalının işçilere 4.10.2010 tarihli tamim ile hak tanıdığını, bu hakka dayanarak davacının işverene başvurduğunu,işverenin davacının başvuru belgelerini aldığını ancak hak ettiği kıdem ve ihbar tazminatının kendisine ödenmediğini belirterek söz konusu tazminatların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işverene yaptığı iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek sonlandırılmasına dair başvurunun yerinde görülmediğini ve davacıya çalışmaya devam etmesi yolunda çağrı yapıldığını ancak davacının işe dönmediğini bu haliyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş akdinin işverence duyrulan tamim kapsamında karşılıklı fesih yoluyla sona erdirildiğinin kabulü gerekeceği bu haliyle davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının hizmet süresi hakkında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının 10.10.2003-29.12.2010 tarihleri arasında davalı işveren bünyesinde çalıştığı kabul edilmiştir. Tarafların bu süreye herhangi bir itirazları söz konusu değildir. Hizmet süresi ile ilgili olarak bilirkişi tarafından belirlenen 10.10.2003-29.12.2010 tarihleri esas alındığında davacının 7 yıl 2 ay 19 günlük çalışması söz konusu olacaktır. Bilirkişi raporunda hataen bu süre 7 yıl 2 ay 27 gün olarak belirlenip işcilik alacaklarının bu süre üzerinden hesaplanmış olması isabetsizdir.
3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalarda davacının ne kadar ücret aldığı husunda beyanda bulunmamıştır. Davalı vekili ücretin bordrolarda yazılı ücret olduğunu savunmaktadır. Karara esas alınan bilirkişi raporunda SGK hizmet döküm cetvelinde belirtilen ücret üzerinden alacak kalemleri hesap edilmiştir.
SGK kayıtlarında bildirilen ücret içerisinde bir kısım yan ödemelerin bulunması veyahut işçinin işverene maliyetini ortaya koyacak kalemlerin yer alması söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle davacıya ait tüm ücret ödemesini gösteren bordro vb. belgeler ile birlikte eğer ücretler banka kanalıyla ödeniyorsa banka kayıtları getirtilmeli, tarafların ücret üzerinde mutabakata varamamaları halinde bu belgeler üzerinden ücret belirlenmeli, eğer bu mümkün olmuyor ise işçinin meslekte geçirdiği süre, davalı işyerindeki çalışma süresi, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Yukarıda açıklandığı şekilde ücretin belirlenmesi gerekirken SGK hizmet döküm cetvelindeki ücret esas alınarak, bu ücret üzerinden işçilik alacaklarının hesap edilmesi hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/4383, K. 2013/10757, 10 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama