KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5320 E., 2013/12860 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma
vekili Av.... Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre. davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki itirazlarının reddine
2-Davacı, davalı işyerinde depo sorumlusu olarak görev yaptığı sırada depodan kaybolan malzeme hakkında kendisi ile ilgili suç duyurusunda bulunulduğu ancak ceza davasında beraat ettiğini, iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği açık olduğundan kıdem ve ihbar tazminatı alacağının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının depo sorumlusu olduğu dönemde depodan hırsızlık olması nedeniyle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, işverence yapılan incelemede bu malzemelerin ya ambara girmeden giriş yapılmış gibi gösterilerek ya da ambara girdikten sonra usulsüz olarak çıkartılmak suretiyle işverenin zarara uğratıldığını, meydana gelen olayda davacının sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle de işten çıkarıldığını, ancak davacıya isnat edilen hırsızlık olayının, tam olarak aydınlatılmadan davacının işten çıkarıldığını bu konuda savunmasının da alınmadığını, hal böyle olunca feshin şüphe üzerine işverence yapıldığı kanaatine varılarak, bu çerçevede feshe dayanak yapılan olayın geçerli bir fesih için yeterli olmayıp, haklı feshe uygun düştüğünü düşünmenin hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmiştir.
Davacının iş akdinin haklı nedenle feshedilip edilmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 321. maddesinde işçinin, taahhüt ettiği şeyi ihtimam ile ifaya mecbur olduğu 6098 tarihli Türk Borçlar Kanununun 396. maddesinde ise “İşçinin, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorunda olduğu, işçinin işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlü olduğu,
işçinin, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamayacağı ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemeyeceği, işçinin iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamayacağı veya başkalarına açıklayamayacağı, işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlülüğü olduğu,
818 sayılı Borçlar Kanununun 321. maddesinde işçinin kasıt veya ihmal ve dikkatsizlikle iş sahibine iras ettiği zarardan mesul olduğu, işçiye terettüp eden ihtimamın derecesinin, akde göre tayin olunacağı ve işçinin o iş için muktazi olup iş sahibinin malumu olan veya olması icabeden malumatı derecesi ve mesleki vukufu kezalik istidat ve evsafı gözetilebileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 400. maddesinde ise işçinin işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumlu olduğu, bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması,
uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve niteliklerinde gözönünde tutulacağı bildirilmiştir.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde depo sorumlusu olduğu, davacının sorumlusu olduğu depodan hırsızlık yapılması, ceza dosyasında dinlenilen tanık beyanlarına göre bir kısım malların sisteme kaydı yapılmadan yapıldı gibi gösterilmesi veya teslim alınmayan malların teslim alınmış gibi kabullerinin bizzat davacı tarafından yapılması, kabulü yapılan malların depodan çıkışının nasıl olduğu konusunda davacının yeterli açıklama yapamaması gözönüne alındığında davacının işini özenli yapmak ve kendisine teslim edilen malzemeyi özenle korumak yükümlülüğünü ihlal ettiği açıktır.
Bu durumda davacının iş akdinin ,davalı tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile davanın tümden reddi gerekirken mahkemece ceza davasından verilen delil yetersizliğinden beraat kararına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5320, K. 2013/12860, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama