KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5385 E., 2013/12592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2013
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı vekili, davacının 2000 - 2009 yıllarında davalı ... Belediyesine ait fırında ''hamur ustası'' olarak çalıştığını, çalışma süresi boyunca fazla çalışması, genel tatil günlerinde yapılan çalışmasına ilişkin her hangi bir ödeme yapılmadığı gibi çalıştığı süre boyunca yıllık izin kullanmadığını, karşılığının ödenmediğini, iddia ederek yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, davacı tarafın fazla çalışma, genel tatil günlerinde yapılan çalışma ve yıllık izin ücretlerinin ödenmesi taleplerinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesiyle hafta tatili alacağını talep etmediği halde, ıslah dilekçesi ile istemiştir.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.
Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır. Somut olayda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir.
Hafta tatili alacağı hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla hafta tatili alacağına ilişkin ıslah isteminin reddine karar vermek gerekirken bu alacak hakkında hüküm kurularak ıslaha değer verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Ayrıca davacı dava dilekçesinde 2009 yılı (2009 yılı dahil) alacaklarını talep etiği halde, talep aşılmak suretiyle hafta tatili alacağının 30.04.2010, genel tatil alacağının 14.04.2010, fazla mesai alacağının 14.04.2010, tarihine kadar hüküm altına alınması ıslah dilekçesi ile talep edilen miktara faiz yürütülmesini talep edilmediği halde hüküm altına alınan alacakların tümüne faiz yürütülmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5385, K. 2013/12592, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama