KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/5706 E., 2013/14520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
Karar Metni
669 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 14.12.2009 tarihinde işten kovulduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, davacının iş yerinde arkadaşları ile kırgın olduğu, kurallara uymadığı iddia edilmiş ise de belirtilen hususlarda davacının savunmasının alınmadığI, davacıya uyarı, kınama veya yevmiye kesme cezası verilmediği, iş akdinin feshinin en son düşünülmesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının iş akdinin feshinin haklı bir nedene dayanmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının yıllık izne ve fazla mesai alacağına hak kazanıp kazanamadığı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Mahkemece davacının 21.00-06.00 saatleri arası çalıştığı ve hafta da 3 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir. Ancak bu hesaplama yapılırken davacının raporlu olup çalışmadığı günler hesaplama dışı bırakılmamıştır. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken davacının raporlu olduğu günleri tespit edip bunlar dışlanmak suretiyle fazla mesai alacağını yeniden hesaplatmaktır. Bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
HMK'nun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır.
Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.
Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda dava dilekçesinde yıllık izin alacağı talep edilmemiş ve harç yatırılmamıştır. Davacı 5.5.2010 tarihli ilk duruşmada 50,00 TL yıllık izin alacağı talep ettiğini belirtmiş, harç yatırmamış fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmamış, 5.7.2012 tarihli bilirkişi raporunda 970,20 TL yıllık izin alacağının hesaplanması üzerine 30.7.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile yıllık izin alacağı talebini 970,20 TL'ye yükelttiğini bildirmiştir.
Davamızda dava tümden ıslah edilmediği gibi ıslah harcı ile birlikte başvuru harcı yatırılmadığından dilekçenin bir ek dava dilekçesi olarak kabulü de mümkün değildir. Bu alacak hakkında dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla yıllık izin alacağına ilişkin istemin reddine karar vermek gerekirken bu alacak hakkında hüküm kurularak usulsüz ıslaha değer verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/5706, K. 2013/14520, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama